23 Mayıs 2018 Çarşamba

TÜRKİYE’NİN AB YOLU

04 Ocak 2015, 23:17
Bu makale 1457 kez okundu
TÜRKİYE’NİN AB YOLU
 
Türkiye’nin Avrupa birliği yolunda ki 1959 yılından bu yana süregelen macerası köprünün altından çok sular geçmesine rağmen gelinen noktada karmaşık diplomasi ve siyasal gerekçeler ile ekonomik ve kültürel reflekslerin karmaşıklığında devam etmektedir.

Son yüzyılın çeyreğinde dünyanın uğradığı değişim tüm toplumlar üzerinde etkisini hissettirirken Türk toplumu bu etkiyle beraber kendi iç bünyesinde de büyük değişimler yaşadı. Özellikle AK Parti hükümetleriyle birlikte başlayan ekonomik, sosyal ve siyasal değişimlerin olumlu sonuçları bir nevi demokrasinin teoriden pratiğe dönüştürülmesiydi. Özellikle ekonomik alanda yapılan atılımların küresel krizden etkilenmeyecek kadar sağlam temeller üzerine oturtulması sosyal projeler ile siyasal değişimlerin de başlangıcı oldu. Askeri vesayetin siyaset üzerinden kaldırılması toplumun özlediği demokrasinin öz değerleriyle özdeşleşmesini sağladı. Çözüm süreciyle birlikte ülkenin kanayan yarası olan Kürt sorununa cesurca ve geçmişin tarihi gerçeklerini özümseyerek sözde değil özde kardeş olan halkların haklarının verilmesi ve korunması yönünde ciddi adımlar atıldı ve atılmaya devam edildi.

Cumhuriyet tarihinden bu yana en yoğunluklu değişim sürecini yaşayan Türkiye kendini sürekli sosyal ve ekonomik açıdan geliştirmekte ve değiştirmektedir. Kendi iç bünyesinde bugüne kadar hiç olmadığı kadar hesaplaşmakta ve geçmişiyle yüzleşmektedir. Bunu yaparken sahip olduğu genç nüfusuyla gelişmişliğin ivmesini katlayarak artırmakta ve demokrasinin dinamiklerini ülkenin olmazsa olmazı haline getirmektedir. 

AB ülkeleri de bu süreçte kendi iç bünyesinde ekonomik, siyasal ve sosyal bir karmaşıklığın içinde bir değişim yaşamaktadır. Belki de Avrupa, tarihinin en önemli değişim süreci olabilecek bir iç çelişkilerden oluşan ekonomik ve siyasal şekillendirme arayışı içerisine girmiştir.

AB birliği ülkelerinin birçoğunun küresel ekonomik kriz karşısında sendelemesi ve buna bağlı olarak sosyal dengenin AB birliği potasında karmaşıklığa sürüklenmesi bu yoldaki parametrelerin değişik etkiler altına girmesini sağlamaktadır.

Ekonomisi zora giren birlik ülkelerinden bazılarının maddi anlamda desteklenmesi ve bundan kaynaklı sosyal buhranların bitirilmesine yönelik büyük gayretler gösterilmektedir. Ekonomik anlamda gücün kendisinden yana olduğunu düşünen bu ülkelerin bugün geldikleri noktada IMF’nin bile artık kendilerine borç vermekten kaçındığı gerçeğiyle yüz yüze kaldılar. Tüm gelişmeler karşısında Türkiye tam tersi bir trend izleyerek her alanda gelişmesini hızlandırdı ve gıpta ile bakılan bir ülke konumuna geldi.
Bütün bunlarla birlikte geçmişte olduğu gibi bugünde Ortadoğu da yaşanan olayların bu yoldaki etkilerini görmezden gelmemek gerekir. Bu gün gelinen noktada Türkiye’nin AB yolunda analiz edilmesi gereken en önemli siyasal faktör Ortadoğu da yaşanan olayların perde arkasıdır. Türkiye’nin kendi yanı başında cereyan eden bu olaylarda etkili rol oynamaya başlaması ve etken bir irade ortaya koyması ilişkilerin seyrini diplomasi manasında değiştirmektedir. Çünkü bu bölgede yaşanan olayların uluslar arası stratejik politikaların ürünü olduğunu unutmamak gerekir. Türkiye’nin Ortadoğu’ya yönelik politikaları uluslar arası arenada rol alan AB ülkeleri ile Amerika gibi birçok ülkenin uzun vadeli hesap politikalarını etkilemektedir.

AB ülkelerinin kendi iç bünyesinde ki değişim ile Türkiye’nin değişim de kazandığı ivme bu ilişkilerin yönünü değiştirme izlerini taşımaktadır. Bununla beraber ilişkilerde bu güne kadar denklemin önemli bilinmeyenlerinden olan ekonomik, sosyal ve kültür yapıdaki değişimden kaynaklı etkileşim problemlerde varlığını devam ettirmektedir.
Almanya, Yunanistan ve Fransa gibi bir kısım AB ülkelerinin siyasal ideolojik söylemleri bu yolda aşılması gereken psikolojik ve kültürel unsurların çatışmasını öne çıkarmaktadır. Türkiye bu konuda tarihine ve öz değerlerine sahip çıkma konusunda kararlı durarak duruşunu ortaya koyma iradesiyle AB’nin bir Hıristiyan kulübü olup olmadığını sorgulayabilme noktasına gelmiştir. 

Türkiye’nin bugün ekonomik ve siyasal alanda geldiği noktada düne kadar uyguladığı ürkek politika yerini kararlı ve onurlu dış politikaya bırakmış ve AB ülkeleri de serbest dolaşım hakkı gibi konulara uygulamayı düşündüğü kısıtlamalar konusunda daha dikkatli ve temkinli konuşmaya başlamıştır.

Türkiye her alanda yakaladığı gelişmişlik ivmesiyle sahip olduğu enerji kaynakları, kültürel değerleri ve kadim geçmişindeki tecrübeleriyle bölgesinde kapsamlı bir medeniyetin temellerini atacak siyasi iradeye sahip olduğunu göstermiştir. Bunu gören AB ülkelerinin uluslar arası siyasal politikalarının bölgesel anlamda Türkiye düzleminde şekillenmesi gereceği zaruretini kabullenmeye başlayacaklardır.







    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV