SUSTUM!
20 Ağustos 2018 Pazartesi

SUSTUM!

22 Ocak 2015, 23:53
Bu makale 1369 kez okundu
SUSTUM!
Mevsim hamsin’in ilk gününe beş kala, gökyüzü çelik mavisi, ortasında bembeyaz mehtap ve etrafına adeta serpilmiş erik çiçekleri renginde yıldızların oynaştığı, sabaha yürüyen gecedeyim ben. Poyrazdan soğuk mu soğuk esen rüzgâr hücrelerine kadar işliyor insanın. Şehir sessiz, insanlar sükût içinde, sokaklar kimsesiz ve yalnız, sokak lambalarında süzülen ışık ölgün.  

Yürüyorum poyrazın kucağında aritmik adımlarla sokaklarında şehrin, kendini arayan insanların derbeder duygularıyla. Acılar çizgi çizgi düşmüş alnına şehrin, keder yüklü nefesler solunurken göğüs kafesinden göğe yükselen evlerin bacaları. Önümde uzayan her sokak mesafeler biçer ömrüne zemherinin, ama zemheri başka, zemheri düşmüş yoksul hayatlara. 

Bir akşam önceydi, yine sırdaşlarımla yürürken bu şehirde, bu sokaklarda, sanırım yine kafam iyi değildi o zaman da. Şu karşı kaldırımlara yığılmış çöplere, bir leşe üşüşen kargalar gibi, insanlar, pardon, insancıklar üşüşmüştü. Küçüktüler, şuncacıktılar işte, on üç-on dört yaşlarında, belki de değil; ara sıra hohlayarak ısıtmaya çalıştıkları üşüyen elleriyle karıştırıyorlardı çöpleri; titreyen dudaklarıyla, kocaman adamların vakur duruşlarıyla bir şeyler söylüyorlardı birbirlerine ve ciddiyetle; mahzun bakışların eksik olmadığı gözlerle etraflarına bakarlarken. Besbelliydi üşüdükleri, onların bu haline şahit olurken üşüdü yüreğim apansız. Yüreğimi yokladım birazcık olsun ağlamak için, ne çare, ağlamayı unutalı basbayağı geçmişti zaman ömrümden.  

Küçüktüler, buncacıktılar işte, belki de on yaşında; buncacıktılar ama hayat hoyrat hamulesini bindirmişti sırtlarına acımasızca. Karton topluyorlardı kirden kömürü andıran elleriyle hayat denen bu çöplükte. Tanrı, kiminin yaşamının çöplükte geçmesini yazgılamıştı; kiminin de yaşamını, kendi katında, bir çöplük kılmıştı. Hangisi daha bahtiyardır; bilemem, tanrı bilir ama; yaşamı, çöplükte geçen mi, çöplük kılınan mı? 

Ağlayacaktım, unutmuştum; avazım çıktığınca haykıracaktım oracıkta tüm şehri uyandırmak için, korktum.

Sustum!

Tüm şehir benim gibi susuyordu, ben şehirdim; susmak vicdansız olmanın hem emaresidir hem de medluldür bu sıfata. Benim ayağım sustuğum için düşecek cehenneme, tutacaklar orada beni bir ömür, biliyorum; bilinmesini isterim tarafınca ey suskunluk yorganına bürünen şehir.  
Şehirlerin hem ruhu vardır hem de kalbi ama eti kemiği yoktur. Ruhu da kalbi de sokaklarda yaşar şehrin. Bir şehir sokak ortasında vurulup öldürülür ve orada toprağa gömülür, yani kaldırım taşlarının altına. Bu yüzden her kaldırım taşı dümdüzdür, hâsılı vicdan gibi ya da gecenin yıldızlarla cümbüş eden semasına işaret parmağını kaldırarak, yüksekleri titreten bir nara gibi. 

Ölgün ve solgun ışıkların aydınlattığı bir başka sokağa sapıyorum gayri ihtiyari; kuytusunda gecenin ve sokağın, yani vicdanlarımız kadar karanlık kör bir noktada bir kadın, hayır, çocuk bir kadın; kimsesiz ve biçare şekilde sığındığı sokağın ıslak karanlığında bir karaltıyla bir şeyler konuşuyor sessizce. Sokağa düşmüş kadın -bir de düşmüşsen; sokak zalimdir, sokak acımasızdır; ruhunu ve kalbini yitirdiği günden bu yana. Akçeli sözlükler geçiyordu dudaklardan dökülenlerden, yirmi lira istiyordu etine karşılık erkeğin köpekleşen nefsinden, sokağın karanlığında. Hepimizin elbirliği ile odunlar taşıyarak harladığımız ateşte vicdanına yakan beriki, ucuza kapatmanın derdindeydi hesabı.

Yanlarından geçtim, görmeden, duymadan, bilmeden ve büyük hesap gününü hatırlamadan. 

Geceydi, soğuktu; şehir uyuyordu; bağıracaktım yırtarcasına boğazımı, korktum. Sustum! Ben susarak cehenneme giderken siz de geleceksiniz peşim sıra. Ayaklarınız sizi getirecek ardı sıram, ben söylemiyorum bunu, tanrı böyle buyurmuş defaten, inandığınız kitabında. 

Bir düştü gözlerimin önünden akan bunca şey; hayır, kadın da çocuk da bir düştü, benim düşüm; onlar düşmedi, biz düştük tanrının katında. 

Hey gidi mütekebbir! Bırakın, sizinle cennette olmayı, sizinle aynı cehennemde bile olmak istemem. Kışın soğuk gecesinde sokakta ekmek parası peşinde olan buncacık çocuklar ve yaşamak için etini satan kadınlar olduğu sürece hepimiz cehennemliğiz. 

Haykıracaktım, korktum. 

Sustum!







    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV