İHALE BÜYÜK, YENİ TAŞERONLAR ARANIYOR!
15 Ağustos 2018 Çarşamba

İHALE BÜYÜK, YENİ TAŞERONLAR ARANIYOR!

16 Ocak 2014, 13:18
Bu makale 3867 kez okundu
İHALE BÜYÜK, YENİ TAŞERONLAR ARANIYOR!
Murat BEYTEKİN
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki olup bitenleri takip etmek başlı başına bir uzmanlık gerektiriyor. Artık öyle bir hal aldı ki “ at izi, it izine karışmış” repliği bile ortamı betimleyemiyor. Bir molla edasıyla “fitne zamanı, çekileyim köşeme” tarzında eğer efsunlulaştırılamamışsak, Müslüman ve onurlu insan olma hasebiyle gerçekleri söylememizin zamanıdır. Uluslararası lobiler ve taşeronlarının ülkemiz üzerindeki derin hesapları ayyuka çıkmış durumdadır. Bu güçler kullanabilecekleri her şeyi hiçbir ilke gözetmeksizin kullanmaya çalışacaklardır. İnsanımızın çok dirayetli olması elzemdir. Herkese çok iş düşüyor.

17 Aralık operasyonu ve akabindeki süreç oynanan oyunun cemaatle sınırlı olmadığını göstermektedir. Hükümet tüzel kişiliğinde başta Sayın Başbakan ve Türkiye’nin yeni vizyonu hedef alınmaktadır. Tarihte kötü izler bırakmış olan Hasan Sabbah ve ekibine benzer bir yapı ile karşı karşıya olduğumuz şeklinde betimleme yapılıyor. Zaman gazetesindeki bir yazar çıkıp ülkesinin atom bombası üreteceği iddiasıyla dış güçlere şikâyet tarzındaki yazısına tanık olabiliyoruz. Çoğu insanın havsalası almıyor ama ben bu yapıyı yıllardır yakından gören birisi olarak bunun gibi şeyler konuşanların olacağını tahmin ediyordum. Bu cemaatin 150 küsur ülkede faaliyet gösterebilecek güce ulaştıran güçler elbette ki bu büyümenin önünü açmayı İslam’a hizmet diye yapmadılar sanırım. Onun üzerinden o ülkelerde her türlü faaliyetlerini kolaylaştırdılar. İslam ülkelerinde de dini ılımlılaştırmak ve Yahudi- Hristiyan olumsuz algısını kırmak için kullandılar belki.

Şimdi sıra kendi başına, kendi öz kaynaklarıyla uluslararası arenada var olma çabasındaki Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye’ye gelmiştir. Yolsuzluk kılıfındaki bu operasyonun başarıya ulaşabilmesi için her yolu mubah görecekler. Çatışmanın sonucunu hükümetin süreçteki tavrı ve millet belirleyecektir. Tabi Allah’ın hesabını ayrı tutuyorum. O hiçbir şeyden habersiz değildir.

Kuklalar ve kuklacıların yeni hedefi Barış Süreci’dir. PKK’yı tekrar sahneye sürüp hükümeti zor durumda bırakmayı umuyorlardır. Bunun için lobi faaliyetleri çoktan başlamış durumdadır. Özellikle Avrupa’daki temsilcileriyle epey zamandır görüşüyorlar. Ancak gerek Kandil cephesi gerek BDP ve en nihayetinde Abdullah Öcalan şu ana kadarki politikalarıyla buna alet olmayacaklarını kesin bir dille ifade ettiler. Bu onlar için olumsuz bir durum olsa da hala umutsuz değiller. Fransa’daki cinayetler ve Roboski olayları üzerinden PKK’yı dize getirmeye çalışıyorlar. BDP'nin bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor. Elbette ki verilen karar Uludere'deki katliamı örtemeyecektir. Siyasi olarak bunun takipçileri olmak ve hesabı sormak başta Hükümetin ve BDP’nin görevi olmalıdır. Hükümet bu konuda kamuoyunu hala tatmin etmiş değildir. Belki de buna fırsat bulamadı. Ama çözüm sürecini baltalamamak için Hükümet bunun üzerine gidip kamuoyunu ve Roboski halkını tatmin edecek bir açıklama yapmalıdır. Kürt sorununu bu hükümet kadar hiçbir hükümet sahiplenmedi. Kürtler bu konuda vefalı davranmalılar. Bu vefalı duruş, hükümetin bu zor süreci atlatmasından sonra da Kürtlerin elinde ciddi bir güç olacaktır. Aksi takdirde süreci bozabilecek herhangi bir faaliyet başta kürtlere ve çözüm sürecine destek veren bu halka bir ihanet olacaktır.

Feraset ve basireti elden bırakmamalı.

Yazıyı noktalarken Prof. Dr. Şemsettin Civelek abimizin paylaştığı bir fıkrayla sizi baş başa bırakıyorum.

KÜFELİ’NİN DEVESİ

Kûfelilerden biri, erkek devesine binip Şam’a gelmiş. Şamlı bir adam, sokakta devenin yularına yapışarak: ‘Bu dişi deve benimdir, sen Sıffin günü onu çalmışsın!’ diye bağırmaya başlamış. Halk başlarına toplanmış.

Kûfeli: "Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir" diye itiraz etmişse de derdini bir türlü anlatamamış. Hep birden Şam Valisi Muaviye’nin huzuruna çıkmışlar. Kûfelinin devesi erkek olmasına rağmen Şamlı elli şâhidi de yanına alarak Muaviye’ye devenin dişi olduğunu ve kendisine ait olduğunu söylemiş. Muaviye devenin Şamlı adama verilmesine hükmetmiş. Herkes çekildikten sonra Muaviye Kûfeliye: “Al işte, sana devenin değerinin iki katını veriyorum.” demiş ve eklemiş: “Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe'ye dönünce gördüklerini Ali'ye anlat ve de ki: "Ey Ali, Muaviye'nin, dişi deve ile erkek deveyi, dağ ile ovayı ayırt edemeyen, ona körü körüne bağlı ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!"

Selamlar…

 
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV