OKUL BAŞARISI ÜZERİNE-1
15 Ağustos 2018 Çarşamba

OKUL BAŞARISI ÜZERİNE-1

GÜNDEM YORUM / KASIM UÇKAN

26 Kasım 2011 Cumartesi 20:28
Bu haber 3046 kez okundu
OKUL BAŞARISI ÜZERİNE-1
       Eğitimin önemi ve bilginin gücünü keşfeden birey ve toplumlar giderek artan bir şekilde bu iki kavrama yatırım yapmaktadır. Kaliteli ve başarılı bir birey tüm ebeveynlerin ortak amacı oldu. Günümüzde başarılı birey olma, kaliteli ve iyi insan olmanın önüne geçti. Bu anlamda ebeveynlerin büyük çoğunluğu başarılı çocuklar yetiştirme ve onları  iyi bir meslek sahibi yapmayı hayatın yegane amacı gibi görmeye başladılar. Ancak hayatın her alanında olduğu gibi eğitim alanında da kıyasıya bir rekabet söz konusudur.  Peki artık herkesin uyandığı ve büyük önem atfettiği bir konuda başarılı olup hatta yerine göre fark atmak nasıl olacak? Veya böyle bir şey mümkün mü? 


      Bu konuda öncelikle kapasite belirgin faktördür. Beklide soruyu şöyle sormak daha mantıklı olabilir: Normal kapasiteli bir insanın eğitiminde nasıl bir yol takip edilmelidir? Ailelerin eğitim ve okul başarısı üzerine yaptıkları hatanın başında çocuklarından kapasiteleri üzerinde beklentiye sahip olmalarıdır. Aslında mantık ve öngörü sahibi her birey genelde insanların, özelde ise çocuğunun kapasitesi hakkında gerçeğe yakın bir fikre sahip olabilir. Çocuktan kapasitesinin üzerinde beklentiye sahip olup baskı yapmak bir müddet sonra çocuğu bunaltacağı gibi okuldan da soğutacaktır. Tabiri caizse çocuk yapabileceği şeyleri bile yapamaz duruma gelecektir.


      Ailelerin bir diğer yanlış beklentisi okuldan yeni gelen çocuklarına üstünü çıkarır çıkarmaz ‘’ders çalış’’ baskısı yapmalarıdır. İnsanların olaylara ve konulara yoğunlaşma ve motive olma süreleri vardır. Çocuktan okuldan gelir gelmez ders çalışmasını beklemek gerçekçi ve hakkaniyetli bir yaklaşım değildir. Özellikle de tam gün okula giden çocuklar için durum katlanılmaz bir hal alabilir. Bunun yerine okuldan yeni gelen çocuğa (eğer ilköğretim öğrencisi ise) oyun oynama veya t.v den seçilen güzel bir program izleme şansı verilerek dinlenmesine müsaade edilmelidir. Oyunla günün yorgunluğunu ve yoğunluğunu bir nebze de olsa atan çocuk, ders başına oturduğunda yüklerini bırakmış olacağından motivasyonu artacak ve verimli bir çalışma gerçekleştirmiş olacaktır.


      Daha çok köy evlerinde ve varoşlarda rastlanan bir diğer durum ise çocuğun kendine ait bir odasının olmayışıdır. Bu evlerde çocuklar açık t.v,  eve gelen misafir ve aile bireylerinin konuşmaları arasında farkında olmadan 3-4 işi birlikte yapmaya çalışır. İnsan beyni çok fonksiyonlu bir organ olup örtülü (gizil) öğrenme özelliğine sahiptir. Yani çocuk derse ne kadar yoğunlaşırsa yoğunlaşsın beyin diğer uyaranlara da açık olduğundan maksimum verim gerçekleşmez. Hatta çocuk dersten sonra kafasındaki bazı düşüncelerin bile nerden geldiğine anlam veremeyebilir. Otobüste yolculuk yapan fakat her gün çalan şarkıya dikkat etmediği halde bir gün o şarkıyı eksiksiz söyleyebilen kişide gizil öğrenme gerçekleşmiştir. Aynı bunun gibi çocuk duymak ve kaydetmek istemediği halde bilgi bombardımanına maruz kaldığı için işine yaramayan birçok bilgi kafasını doldurur. Bu da enerji israfı ve verim düşüklüğüne yol açar. 


     Günümüzde 5-6 yaşındaki çocuklar bilgisayarla çok haşır neşir olduklarından ebeveynlerinden daha iyi kullanıcıdır. İnterneti ve bilgisayarı etkili kullanan birçok ilköğretim ve orta öğretim öğrencisi oyun bağımlısıdır. Odalarından yemek yemek ve tuvalet ihtiyacı haricinde çıkmayan bu çocuklar ilerde obezlik başta olmak üzere birçok hastalığa yakalanırlar. Aileler okul başarısının devamı için bilgisayarı kullanma süresi ve t.v izleme süresine kota getirmelidir. Birçok şey gibi bilgisayar, internet veya t.v amacına uygun kullanıldığında faydalı olur. Fakat bu dengeyi sağlamak hem aile hem öğrenci için oldukça güçtür. Bunları tamamen yasaklamak ise gerçekçi bir davranış olmayıp çocukları başka arayışlara ve yasaklara itebilir. Aileler bu konuda kontrollü ve sürekli bir gayret içerisinde olmalıdır. Zaten t.v izleme konusunda seçici davranmayan ailelerin çocukları yanlış rol model seçimi yüzünden okul başarısı ve hayatın diğer alanlarında büyük hatalar yapıp çok ciddi bedeller ödeyebiliyorlar. Ailelerin kendi izledikleri programlar bile seçici olmalıdır. Çocuğa ‘’Ama sende bunu  izliyorsun.’’ kozu verilmemelidir.


    Aileler çocukların tekrarlarını yapmalarına dikkat etmelidir. Hatta tekrarlar günlük, haftalık ve aylık periyotlarda olursa daha faydalı olur. Tekrar; öğrenilen bilgilerin kalıcılığını sağlar ve başarıyı getirir. Tekrarla birlikte çocuklara soru bankasından biten konularla ilgili test çözümü ve aylık denemeler yapılması,  konuların pekişmesi ve farklı soru tiplerine aşinalık anlamında oldukça önemlidir. Tabi burada velilerin yüksek okul mezunu olması veya en azından çocuğun sorularına cevap verebilecek kadar eğitimli ve kültürlü olması okul başarısını ciddi oranda etkiler. Çünkü ailelerin eğitim ve kültür farkı çocukların başarı oranlarına mutlaka yansıyacaktır.  Unutulmamalıdır ki çocuk ailenin her bakımdan aynasıdır. Fakat bazen işler beklendiği gibi gitmeyebilir. Özellikle iyi eğitimli bazı veliler çocukların bulunduğu sınıftan 2-3 sınıf ileri sınıfların konularını öğretmeye çalışmak veya bahsettiğimiz üst sınıflara ait kaynak kitapları ve soru bankalarını çocuğa çözdürmeye çalışmak gibi bir davranışa girebiliyor. Eğer çocuk gerçekten çok zeki değilse ( hatta genellikle çok zeki bile olsa) bu davranış tarzı ters teper ve çocuğun okul başarısı düşer. Eğitimsiz ailelerde ise çocuklar sorularına cevap alamamanın sıkıntısını çekerler ve bu veliler yeterli eğitime sahip olmadıkları için büyük çoğunlukla öğrencisinin hangi sınıfa gittiğinden bile bihaber olabilir. Bu tarz aileler veli toplantıları dahil okula gitme ihtiyacı hissetmez ve çocuğun cebine sadece harçlığını koyarak görevlerini yaptıklarını düşünürler.  Halen kafalarında kendi dönemlerindeki klasik eğitim anlayışı mevcut olduğundan,  değişen dünya düzeni, yapılandırmacı eğitim sistemi ve velilerin bu sistemdeki rolü hakkında bilgi sahibi değiller. Çocukların veli toplantılarına katılmamak ve okula neredeyse hiç uğramamak çocukta ‘’ Okumamın ailem için pek bir ehemmiyeti yok.’’ Düşüncesini oluşturur. Çocukta kendisiyle ilgilenildiği kadar okulla ilgilenir ve okul başarısı da bu ilgi- alaka ve istek kadar olur.


    Aileler eğitimde disiplini sağlamak zorundadır. Türkiye derecesi yapan ve sınavlarda başarılı olan öğrenciler incelendiğinde -çok zeki oluşlarını bir yana koyarsak- hepsinin ortak özelliğinin 1. sınıftan itibaren belli bir çalışma programına sahip olmasıdır. Bu öğrenciler genelde çok aşırı saatler çalışmazlar ama çalışmalarında  bir süreklilik vardır. Yani her gün belli bir süre çalışmanın altına düşmezler ve mutlaka günlük belli sayıda soru çözümleri söz konusudur. Yaz tatillerinde bile tatil süreleri kısa olup,  kendilerine günlük belli çalışma saatleri ve belirlenmiş sayıda soru çözme mecburiyeti koymuşlardır. Bu çocuklar hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmediğini içselleştirmiştir. Oturarak verimli olan tek canlının tavuk ve yatarak büyüyen ve gelişen tek şeyin karpuz olduğunu bilerek çalışırlar. Başarı zevki erteleyebilenlerindir ve bu hayatta bir yerlere gelen herkes mutlaka zevklerini erteleyip, belli şeylerden feragat etmiştir. Aileler böyle bir çalışma disiplinini 1. sınıftan itibaren çocuklarına kazandırmanın gayreti içerisinde olmalıdır. Herkes derece yapacak veya üstün başarılar gösterecek diye bir kaide yoktur ama bu hayatta hangi iş olursa olsun başarılı olmak için belli bir çalışma disiplini şarttır. Bir manav, bir usta, bir işçi kim olursa olsun bu çalışma disiplininden yoksunsa bir gün mutlaka hayatın dışına itilecektir. Yine  yukarıda bahsettiğimiz öğrenciler incelendiğinde hepsinin belli bir yatış ve kalkış saatlerinin olduğu görülür. Hatta t.v den izlediğim bu öğrencilerden biri şöyle demişti:’’ Hafta içi her gün saat 22.30 da uyudum, sadece cumartesi akşamları saat 23 te uyudum. Günde 500 soru çözmedim ama her gün belirlediğim bir miktar soruyu mutlaka çözdüm, her ay deneme sınavı yaparak seviyemi ve grafiğimi gözleme şansı buldum.’’. Takdir edersiniz ki bir iş yapılırken o işte başarılı olmuş ve rüşdünü ispatlamış bireylerin görüşleri ve çalışma usulleri önemlidir. Bu bağlamda ailelerin bu tür özellikleri çocuklarına yerleştirme gayreti içerisinde olması ve bunu yaparken de gerçekçi hareket edip çocuğu bunaltmaması elzemdir. Tabi yapılacak olan bu işin zorluğu ve bahsedilen dengenin sağlanması süreç ister. Ama söz konusu olan öğrencinin disipline edilmesi, bütün hayatı boyunca kullanacağı pratikleri ve fikirleri kazanması, meslek sahibi olması ise ebeveynlerin bu sorumluluktan kaçmaması gerekir. Zaten söz konusu davranış ve yaklaşım tarzı kazandırılmamış bireyler bir müddet sonra hayata atılıp, iş yaşamının ve hayatın genel zorluklarını görünce hayal kırıklığına uğrarlar ve eğer çok büyük bir değişim ve gelişim gösterip yaşama adapte ve entegre olmazlarsa yaşamlarının geri kalan kısımlarını etkisiz eleman olarak sürdürürler.


     ‘’Marifet iltifata tabidir.’’ derler. Çocuğa gereken yer ve zamanda doğru ödüller ve teşvikler verilmelidir. Çocuk aldığı ödülün veya cezanın hangi davranıştan sonra geldiğini bilmelidir. Tabi gereken yerde ceza kavramı da çalıştırılmalıdır. Ceza derken dayak veya hakaretin çözüm olmadığını (en azından yeni nesil için) bilmekte fayda var sanıyorum. Çocuğu sevdiği bir şeyden mahrum bırakmak, harçlığını kesmek v.b gibi cezalarla çocuğa kontrollü bir denetim altında olduğu hissettirilmelidir. Ceza verilecek yerde ödül, ödül verilecek yerde ceza verilmemelidir. Mesela yanlış davranış sonrasında susmak ve tepki vermemek davranışı onaylamak ve ödüllendirmektir. Bu tarz yanlışlara düşmemeye çalışılmalıdır,  aksi halde yerleşen yanlış bir davranışı değiştirmek daha zordur. Çocuk fotoğraf makinesi gibidir,  gördüğünü çeker ve kaydeder. John Lock’un ifadesiyle çocuk’’ Boş bir levha’’ gibidir, levhaya yazılan şeye dikkat edilmelidir.


   

    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV