12 Aralık 2018 Çarşamba

MODERN HAYATIN DAYATMALARI-2

GÜNDEM YORUM / KASIM UÇKAN

22 Ekim 2011 Cumartesi 11:16
Bu haber 3701 kez okundu
MODERN HAYATIN DAYATMALARI-2
Modern hayat ve Batılı yaşam tarzı bir zamanlar herkesin hayallerini süslerken geçen zamanla birlikte dinimize, geleneklerimize ve psikososyokültürel yapımıza uymadığı görüldü. Daha 30-40 yıl önce sadece belli kesimler yabancı dil biliyorken artık yabancı dil bilmek bir ayrıcalık değil, zorunluluk; bilmeyen çağın gerisinde kalıyor veya öyle kabul ediliyor; yurt dışına gitmek üst düzey bürokrat veya çok zenginler hariç halk için neredeyse imkansızdı, şimdi yurt dışına gitmek artık sıradan bir olay ;uçağa belli bir elit kesim binebiliyorken şimdi binmeyen kalmadı. Yani modernite ile birlikte belki pozitif manada çok şey elde edildi(özellikle alt gelir grubu ve orta kesim için) fakat kayıplar kazanımları solladı.

Modernizmle birlikte öncelikle insanlık öldü. Komşuluk, hal-hatır sorma, sıla-i rahim ve faziletli davranışların cenazesi kaldırıldı. Bugün sitelerde kimse kimseyi tanımıyor, bina altlarındaki alanlarda yapılan cenazenin kime ait olduğu dahi sorulmuyor, hekeste bir nemelazımcılık, bananecilik almış başını gidiyor. Artık çarşıda meydanda insan-ı kâmiller değil insancıklar dolaşıyor. Değişime direnen veya değişimin geç ulaştığı köyler bile negatif değişimden nasibini fazlasıyla almış. Köylerdeki hasedin haddi hesabı yok, kimse kimsenin iyiliğini istemiyor,’’bende yoksa onda da olmasın ‘’anlayışı her yeri kuşatmış vaziyette. Artık Avrupa’nın en büyük kentleriyle bizim en ücra köyümüzün zihniyet bakımından pek farkı kaldığı söylenemez. Bilişim teknolojisindeki gelişmeler Dünya’yı elektronik bir köy haline getirdi. Artık herkes her şeyi izliyor, herkesin evinde internet ve uydu televizyonlar olduğu için Dünya’nın bir ucundaki gelişmeden en ücra yerdeki insanın haberi oluyor. Saydıklarımız modernitenin avantajları olsa da dezavantajları çok daha fazla.

Batı teknolojisiyle bizlere selam verip göz kamaştırdı, ardından da kendi yaşam biçimini dayatma olmaksızın iliklerimize kadar nakış gibi işledi. Onlar gibi yaşayıp onlar gibi düşünmek, olaylara onlar gibi reaksiyonlar vermek sıradanlaştı. Batılı yaşamın nişanesi olan anne-babaya bakmamak bizde de kanıksandı veya reşit çocukları evden göndermek, belli bir yaştan sonra tecrit etmek ve ilgilenmemek normalleşti. Artık huzurevleri, tapusu kendisine ait olan evde oğlu ve geliniyle huzur bulamayan yaşlılarla doldu taştı. Toplumumuzda tarihin hiçbir döneminde huzurevleri bu kadar dolup taşmamıştır. Hasbelkader evlatlarıyla birlikte kalabilenler ise bunu aldıkları emekli maaşlarına borçlu. Veya bugün özürlülere, bireyler ve aileler sahip çıkıyorsa bu insanlıktan değil devletin ödediği özürlü maaşından dolayıdır.( Gerçekten ve samimiyetle bu insanlara bakan güzel insanları hariç tutuyor ve en kalbi duygularımla selamlıyorum. Allah onlardan razı olsun.). Devrimiz ‘’Paran kadar adamsın veya dünyalığın kadar değerlisin .‘’devridir. Bazı kesimler Avrupa Birliğine girmekten korkuyor, emin olun bu halimizle ahlaki olarak Avrupa ile aramızda pek fark yok. Dünya tek kültürlülüğe doğru gidiyor, her yerde Hollywood kültürünün izlerini görmek mümkün. Bu değişim öyle bir şey ki kimse kendini bu çarkın dişlilerinden kurtaramıyor, değişim herkesi ve her kesimi silindir gibi ezip geçiyor.

İnsanlar cemaat olmayı unuttu ve insan teki bireyler tezahür etti. Yalnızlık asrın kanayan yarası oldu. Birçok şehirde insanlar kapıcı hariç kimse kapılarını çalmadığı için yalnızlık bunalımına girip, notlar bırakarak intihar etmeye başladı. Her türlü ahlaksızlık kutsandı. Sınırsız emelleri olan insanlık sınırlı elemleri bile göğüsleyemedi. Cinsellik ve açık evlilikler tavan yaptı. Bugün facebook veya twitterdan insanlar eş değiştirmeye başladı, eş değişimleri için şehirler ve kıtalar arası yolculuklar yapılıyor. Salon kadınlığı ve eşcinsellik özendirildi,’’ hayat=cinsellik ve arzular’’ olarak topluma sunuldu. Müteal olan küçümsendi, insanlık kibre kapıldı. Toplumda narsizim hastalığı yaygınlaştı, herkes kendini çok özel ve üstün görmeye başladı; kimse görev ve sorumluluktan bahsetmiyor herkes hak alma, sınıf atlama ve bir üst pozisyona geçmenin derdinde. Kendini çok özel ve önemli gören insanlar beklentileri karşılanmayınca hayata küstü. Herkes sıradan olmaktan korkuyor, farklı olmak ve popüler olmak asrın vebası.
İşin ilginç yanı toplumun akil adamları olan yaşlılar bile bu negatif rüzgârdan nasibi alıp farklılaştı, kendini kaybetti. Hayatın zorluklarını görmüş ve feleğin çemberinden geçmiş bu insanlar yeni dünyayı okunması gerektiği gibi okumayıp olumsuza adapte olmayı seçtiler. Dolayısıyla çocuklarını da bu mantıkla yetiştirdiler. Sonuç artan boşanmalar, madde bağımlılıkları ve saygısız evlatlar…

Yakın geçmişe kadar geniş ailelerimiz vardı, insanlar büyüklerine saygılı idi ve değer verilerdi. Büyüklerimiz aileler için bir nevi tecrübe abidesi ve uzman psikolog vazifesi görürlerdi, birçok evlilik onların öngörüleri ve hakemliği sayesinde boşanmayla sonuçlanmaz ve mahkemelerde sürünme olayı gerçekleşmezdi. Çocuklar bu bilge insanların yanında cemaat kavramını, oturup kalkmayı, edebi, saygıyı öğrenir ve beyin fazla uyaranla baş başa kaldığından zekâ daha gelişkindi. Aynı zamanda evdekiler büyüklerin olaylara yaklaşımı, basiret ve cesaret kavramını, hitabet, insanları ikna ve inandırma sanatını pratik etme imkânı bulur ve otomatikman bir gelişim söz konusu olurdu. Şimdikilerin tonlarca para harcayarak ve kişisel gelişim kursları için yurtdışına giderek elde etmeye çalıştığı birçok niteliği geniş ailede ücretsiz öğrenme imkânı mevcuttu. İnsanlar evde yemekleri aynı saatte ve birlikte yerdi, soba ve ısınma ihtiyacından dolayı beraber vakit geçirmek zaruret olduğundan bu aile içi iletişimi ve değerleri aktarmayı olumlu olarak etkiliyordu. İnsanların kestane zevki vardı, küçükler bu ortamlarda misafir ağırlamayı, paylaşmayı, hakkına razı olmayı ve edebi hücrelerine kadar gizil (örtülü)öğrenme şeklinde öğrenirlerdi.

Geniş aileler moderniteyle birlikte artık tarihe karıştı. Şimdi herkesin ayrı odası, ayrı televizyonu ve ayrı hayatları var. Hasbelkader küçüklerin odasına izinsiz girilse bu bir nevi savaş sebebidir ve her an ebeveynin kafasına kumanda ya da benzeri bir alet yeme ihtimali pek de uzak değildir. Yukarıda geniş ailenin otomatik kazanımları bu ailelerde olmadığı için bireyler bencil, benmerkezci, empati yoksunu, saygısız ve duyarsız oldu. Kimse bir diğerinin hakkına riayet etme zorunluluğu hissetmiyor, tuvalet ve yemek ihtiyaçları hariç bu bireyler odalarından çıkma ihtiyacı hissetmiyor. Hatta başarı ve popüler kültür yeni neslin adeta ilahı olduğu için sınavlar için kimi zaman ameliyatlar erteleniyor. Sonuçta başarılı ama mutsuz bireyler, uyanık fakat evliliğini devam ettiremeyen bencil şahsiyetler türüyor.

Japonlar kültürlerini kaybetmeden ayakta kalmayı büyük ölçüde başardılar. Zaten A.B.D’nin Dünya’ya kültür ihracı sinema ve teknoloji yoluyla olmakta. Sigarasını içtiğiniz, dizisini kaçırmadığınız, silah ve aletlerini kullandığınız toplumların bir müddet sonra fikrini ve zikrini de ihraç ediyorsunuz. Değişim topyekûn zuhur ediyor. Sonuçta ne Doğu’lu ne Batı’lı, ne tam Müslüman ne de laik; ne muhafazakâr ne de modern olmayı başaramamış, hayatının pusulası şaşmış zavallı bireyler hayatın fırtınaları karşısında oradan oraya savrulup duruyor. Modernite insanlığa cehennem çukurlarından bir çukur hazırlıyor, dünyevi ve uhrevi hayatı kaybettiriyor.

 
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV