25 Mayıs 2018 Cuma

DİN VE AHLAK EĞİTİMİ ÜZERİNE NOTLAR-3

GÜNDEM YORUM / KASIM UÇKAN

09 Ekim 2011 Pazar 14:13
Bu haber 2937 kez okundu
DİN VE AHLAK EĞİTİMİ ÜZERİNE NOTLAR-3
Türkiye birçok bakımdan Dünya ülkelerinden ayrılıyor. Siyasi, ekonomik, kültürel, askeri ve dini birçok konu bizde çok farklı karşılık buluyor. Üzücü olan toplumun belki %80 ninin aynı ya da benzer düşündükleri konularda bile diktatoryal sistemin baskısını göze alamayarak sessiz ve memnuniyetsiz yığınlar olarak hayatlarına devam etmeleri. Avrupa, Amerika, Asya ve Dünya’nın diğer bölgelerinde kitleler onaylamadıkları hemen her konu için devletle pazarlığa oturabiliyor veya tepkileri çok sert olabiliyor. Bizde ise haklı olunsa bile devletle zıtlaşma ve çatışma asla bir çözüm metodu olarak görülmez.’’Devlet ebed müddet’’ modern versiyonda devam etmekte. Dindarlar yıllarca ezildikleri, hor görüldükleri ve aşağılandıkları halde sistemin silindirleri altında ezildiklerinden ses çıkarmadılar.

Mesela başörtüsü veya İmam hatip meselesinde cüzi bir kesimin dışında kimse tepki vermedi. Oysa toplumun büyük çoğunluğunun mutabık olduğu bu ve benzeri konularda hak aramayacaksak ne zaman arayacağız? Konuşarak anlaşmayacaksak nasıl anlaşacağız? Sözün bittiği yerde hukuku konuşturmayacaksak nasıl hak arayacağız? Türkiye’de halka rağmen halk için bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. Gerçi seçimden seçime halk tokadı atıyor fakat tepkiler yetersiz kalıyor.

Uzun yıllar ezan Türkçe okutuldu. Merhum Adnan Menderes ezanı Arapça okuttuğu için idam edildi bu ülkede. Her türlü yolsuzluğa karışanlar sistemin nimetlerinden faydalanıp, yedi sülalelerini zengin ettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi aramıza dönebildiler. Yıllarca İslam’ın bayraktarlığını yapmış şanlı ceddin torunları dinlerini yaşamak istedikleri için mahkûm edildiler ve aşağılandılar. Dünyanın diğer ülkelerinde insanlar samimi dindarlara saygı duyarken bizde bu kesim ‘’öcü’’ olarak lanse edildi.

Ordu yıllarca asli görevi dışında hareket edip vatandaşlarını fişledi ve kendi zihniyetlerinden olmayanlar kışladan içeri bile sokulmadı. Bir şekilde bir yerlere gelen mütedeyyin insanlar ise YAŞ kararları ile kapı dışarı edildiler. Yargıda Cumhuriyetin kuruluşundan beri kurulan müthiş kadrolaşma bir türlü bitirilemedi, halka adalet dağıtmak yerine dosya başına 2 dakika vakit ayrılarak gönderilen kararlar onandı.Yine aynı şekilde buralarda da dindarlara alt gelir grubuna ait işler hariç görev verilmedi. 20 yıl önce bakanlık yapanların hala yargı üzerinde etkili oldukları ve davaları etkiledikleri geçen yıl telefon dinlemelerinde ortaya çıktı. Medya ise başlı başına bir garabet. Son birkaç yıldır alternatif medyanın olması halk için sevindirici ve önemli bir gelişmedir. Cumaya giden öğrenci ve öğretmenler terörist gibi gösterilip, bara ve pavyona gidenler ise çağdaş olarak sunuldu. Medyanın ikiyüzlülüğü en çok Ramazan aylarında tecelli ediyor. Her akşam dindarları terörist olarak sunan t.v kanalları Ramazan ayında reyting uğruna adeta ‘’Bir aylığına Müslüman oluyorlar’’. T.v lere halkın itibar ettiği hocaları çıkarma, dansöz oynatmama, açık sahnelere sansür medyanın kendi şerefiyle imtihanı olarak hafızalara çoktan kazındı bile. Büyük sermaye ise aslında dindar bir orijine sahip olmakla birlikte zenginliğin( Çoğu Anadolu’nun dindar ebeveynlerinin evlatlarıdır) şaşaasına kapılıp dünyevi hayat ve çıkar için dini rafa kaldırdılar. Anne ve babası hacca giden ve samimi dindar olan cumhurbaşkanlarımız ise dinle savaştılar. İlginç olan bütün bu kesimin mükemmel bir işbirliği ile düzeni yaklaşık 150 yıldır devam ettiriyor olmaları. Olayı sadece cumhuriyetin kuruluşundan sonrasına yüklemek doğru bir yaklaşım olmaz. Köken itibarı ile Osmanlıdan alınan miras devam ettirilmiştir. Ordudaki çürüme yeniçeri tarzı bir çürümedir.2. Mahmut halkla bir olup yeniçeriyi yıkmış olabilir ama o zihniyet halen devam ediyor. Ordu ülkeyi savunmayacaksa, teknolojiye ayak uydurup terörü bitirmeyecekse ne için var? Yargı adaleti zamanında ve hakkaniyetli dağıtmayacaksa halk böyle bir yargıya niçin saygı duysun? Medya sadece dindarlarla uğraşıp sansasyonel haber derdine düşmüşse ve dindar kesimi hedef gösteriyorsa; halk da tepkisini bu gruplara meşru ölçüde göstermiyorsa şikayet etmeye de hakkı yoktur. Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman herkes görevini yapıyor. Bu ülkelerde asker sivil alanla ilgili bir beyanat verdiği anda ya görevden alınır ya da büyük bir ceza alır. Ordu tamamen sivil otoritenin emrindedir ve halkla barışıktır. Halkın tercihlerine saygılıdır ve aksi iş yapma şansı yoktur, böyle bir şeyi akıllarının uçlarından bile geçiremezler. Yine bu ülkelerde medya yalan haber yapamaz, yapsa da cezası ağırdır, zaten halk bilinçli olduğu için bu gazete ve t.v lere itibar etmez. Kısacası halkın bilinçlilik ve özgüveni medyayı sağlam olmaya zorlar. Yargı özellikle kendi vatandaşları için çağdaş normlardadır( Müslümanlara karşı bazen çok hukuksuz olabiliyorlar) ve halkı’’ göbeğini kaşıyan adam veya bidon kafalı’’ olarak görmez. Büyük sermaye çok güçlü olsa da bir yerden sonra devletin ve yargının pençesini ensesinde hisseder, sınırsız özgür değildir. Aslında çağdaş Dünya normları standarttır ve bellidir. Neyi yapıp neyi yapmamak gerektiği ayan beyan ortadadır. Bizde sorun fosilleşmiş bazı kişi ve kurumların kendi menfaatleri uğruna ülkeyi açık hava hapishanesine çevirmeleridir. Çok şükür son zamanlarda alışık olmadığız güzel gelişmeler oluyor yeterli olmasa da.

Bu ülkede İmam hatiplerin suç işleme oranı sadece % 3( 2004 yılı rakamları). Diğer liselerin ise % 60 civarında. Allah’ın emrini bilen, Allah’tan gerçekten korkan insandan korkulmaz. Aksine Allah’tan korkmayandan korkulur. Peygamber (A.s) ‘’Allah’tan korkmuyorsan dilediğini yap’’ buyuruyor. Hikmetin başı Allah korkusudur. Samimi dindardan kimseye zarar gelmez. Medyamız dini ve dindarları yerden yere vururken Batman’daki intihar olaylarını çözmek için ise imamları görevlendirmek ve halkın dini duygularını harekete geçirmek gibi bir ikiyüzlülüğe başvurdu. Dini bile işlerine geldiği zaman kullanmaktan imtina etmediler. Fakat Türkiye ve Dünya değişti, artık kimse bu riyakârlara prim vermiyor.

Terör sorununu çözmüş, halkıyla barışık, dini değerleri muhafaza ederek halkını ve kendini muhafaza eden, fosilleşmiş kişi ve kurumları sistemden dışlayan, ‘’herkes için adalet ve herkese daha çok adalet ‘’ söylemini fiile geçiren, kendini küçük görmeyen, kutsadığı Batı’nın kendi çukurunda can çekiştiğini ve bize model olmayacağını gören, kendi sosyoekonomik ve kültürel değerlerini Dünya ile entegre eden bir Türkiye’yi kimse durduramaz.


 
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV