12 Aralık 2018 Çarşamba

ÇOCUKTA PAYLAŞIM DUYGUSUNU GELİŞTİRME

GÜNDEM YORUM / KASIM UÇKAN

28 Ağustos 2011 Pazar 00:01
Bu haber 5228 kez okundu
ÇOCUKTA PAYLAŞIM DUYGUSUNU GELİŞTİRME

 Çocuklar 3 yaşına kadar sadece ‘’ben’’ kavramını bilirken, bu yaştan sonra yavaş yavaş’’ben, annem ve diğerleri’’ kavramını öğrenirler. Çocukta yaratılış ve gelişim dönemi özelliği bu duygunun oluşmasına sebep olur. 3 yaşından önce kendisini dünyanın odak noktasına koyan ve Güneşi kendisini ısıtmakla ve aydınlatmakla görevli sayan çocuk bu yaştan sonra anne başta olmak üzere diğerlerinin farkına varır. Hayatın kendisinden ibaret olmadığını,  kendi dışında da bir dünya olduğu,  diğerlerinin de duygu ve düşüncelerinin olduğunu kavramaya başlar. Bu noktadan sonra ise çatışmalar gündeme gelir. Çocuğunki tecrübeden yoksun bir bencilliktir ve kötü niyet taşımaz. Büyüdükçe ve çevre ile sosyal öğrenme ortamlarına girdikçe bencillik azalmaya başlar.

Ebeveynlerin en büyük hatası çocuğu sosyal öğrenme ortamlarına yerince sokmamak veya bu ortamlarda bile aşırı koruyucu davranarak çocuğun gelişimine ket vurmaktır. Çocuk emsalleriyle oynayarak, bir araya gelerek, gözlemleyerek, t.v izleyerek ve modelleyerek öğrenir. Sürekli ev içine hapsolmuş, dışarı fazla çıkarılmayan çocuklar asosyal, bencil, pasif ve korkak olurlar. Bu tarz yetiştirilen çocuklar paylaşım kavramından yoksun büyüdükleri için hayatlarının ileri safhalarında ‘’bencil, kıskanç ve cimri’’olurlar. Çünkü çocuğun paylaşımcı olması ve bencil olmaması diğer çocuklarla etkileşim içinde bulunmasına bağlıdır.

Aileler genellikle çocukları oyuncaklarını vermediğinde bunu bir tür’’ kazanım ve hakkını yedirmeme ‘’olarak görüp sevinirler. Bazen diğer çocuğun elindeki oyuncağı zorla alan ve vermeyen çocuklarını ise cesur ve girişimci görerek içten içe sevinirler. ‘’Çocuk yedisinde ne ise yetmişinde de odur.’’atasözü bazı özelliklerin kalıcı olduğunu ima eder. Yani bu gibi durumlarda aileler çocuklarının tepkilerinden çekindikleri veya kendileri de çocuklarıyla paralel düşündüklerinden herhangi bir müdahalede bulunmaz ve çocuğun öğrenme fırsatını heba ederler. Bu gibi durumlarda çocuğu kayırmak;  hak ve adalet duygularının da gelişimini olumsuz etkiler. Çünkü bu hareketleri sürekli onaylanan çocuk,  yaptığının doğru olduğunu düşünmeye başlar. Uzun süre böyle devam eden davranışlar çocukta önce alışkanlığa daha sonra ise karakter biçimine dönüşür. Bazı aileler kesinlikle çocuklarına toz kondurmaz ve her yaptığını onaylarlar. Moderniteyle birlikte patlama yapan ve ‘’Sen değerlisin, ne hissediyor ve istiyorsan onu yap, kimin ne dediği önemli değil. Genç yaşa hızlı öl, dünyaya bir kere geleceksin.’’şeklindeki bencil algılamalar şu anda hiç kimsenin onaylamadığı ve şikâyetçi olduğu bireylerin toplumun çoğunluğunu oluşturmasına sebep oldu. İşte bunlar çocuklukta atılan yanlış tohumların eseridir. Bu hataya çoğu zaman eğitimli ailelerin de düştükleri görülür. Aileler adeta çocuklarına tapmakta ve kutsamaktadır. Yeri geldiğinde paylaşmayan çocuğun elindeki oyuncağı arkadaşına verebilmeli, ağlayarak ebeveyne yaptığı şantajları dikkate almamalı ve gerekirse yaşına uygun cezalar vermelidir. Bunlar yapılmadığında çocuk küçük yaşlardan itibaren ezmeyi, hak yemeyi, paylaşımcı olmamayı ve bencil olmayı öğrenerek ileride ailesine de kan kusturur. Çünkü bencil olan bu tipler büyüdüklerinde ailelerine kendilerine hizmet ettikleri sürece değer verirler. Bu tipler hep almaya alışkın oldukları için vermek zor gelir. Oysa çocukta paylaşımın yerleşmesi için biraz dikkat ve sabır yeterlidir. Birkaç kez yaptığı davranış onaylanmayan ve yaşına uygun cezalar verilen çocuk yaptığının doğru olmadığını anlayacak ve bir müddet sonra öğrenme gerçekleşmiş olacaktır. Zaten öğrenme’’ denge-dengesizlik ve yeniden denge ‘’sonucunda oluşur. Şöyle ki: Bir konuda yanlış bilgiye dahi sahipseniz ‘’denge’’halindesiniz demektir. Fakat doğru olarak bildiğiniz düşünce veya eylemin yanlış olduğunu söyleyen veya ısrar eden biri sizde’’ dengesizlik ‘’oluşturacaktır. Çünkü uzun süredir bildiğiniz şeyin yanlış olabileceği fikri beyninizi kemirir ve huzursuzluk yaratır.

Yapılan istişareler, araştırmalar ve düşüncelerden sonra öğrendiğiniz yeni şey sizde tekrar ‘’denge’’ hali oluşturacaktır. Çocuklarda da süreç aynen böyle işler. Dolayısıyla hata yapan çocuk için aslında ‘’öğrenme ortamı ‘’doğmuş demektir ve’’ krizleri fırsata çevirip’’ süreçten kârlı çıkmak gerçekte hiç de zor değildir. Bu yüzden aileler çocuklarını eğitirken söylediklerine, yaptıkları davranışlara çok dikkat etmelidir. Çünkü çocuk beyni adeta fotoğraf makinesi gibi doğru-yanlış, iyi-kötü bütün durumların fotoğrafını çekerek kaydeder. Yeri ve zamanı geldiğinde ise bilinçaltı bu çekilen ve depolanan bilgileri kullanıma sunar. Bazen en olmadık yerlerde ve en yanlış bilgileri( öğrenilen küfürleri, yanlış davranışları…) devreye sokan beyin örtülü (gizil) öğrenme metodunu kullanarak ebeveynleri zor durumda bırakabilir. Aileler kullandıkları her sözcüğün ve yaptıkları her davranışın çocukta bir karşılığı olacağını ve yanlış öğrenilen bilgilerin çok zor değiştirilebileceği gerçeğinden hareketle, kendilerine çeki düzen vermeli ve ona göre davranmalıdır.

    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV