16 Eylül 2014 Salı

ÇİFTÇİLER ÇEKİLEN SUYU KOVALAMAKTAN BIKTI

DOSYA /'Önemli konuların bir dosyası olur'

Araştırmacı Yazar Ali KARAKUŞ'un 'DİRİCAN (DİRİJAN-DIREJAN-DREJAN) AŞİRETİ' başlığıyla yayınladığı araştırmasını aynı şekilde paylaşıyoruz. Kendisiyle yaptığımız sohbette, bu konu hakkında yıllarca yaptıkları çalışmayı Elazığ ve Malatya'lı vatandaşların bilmelerinde fayda gördüklerini belirtiler. Eğitimci-Araştırmacı Ali KARAKUŞ'un aşiret hakkındaki araştırmasını kendi kaleminden yayınlıyoruz.

01 Eylül 2011 Perşembe 15:54
Bu haber 3966 kez okundu
DOSYA /'Önemli konuların bir dosyası olur'
DİRİCAN(DİRİJAN-DIREJAN-DREJAN) AŞİRETİ HAKKINDA ANSİKLOPEDİK BİLGİ:

Oğuz han ın altı oğullarından Denizhan-Dağhan-Gökhan ÜÇOKLAR . Yıldızhan-Ayhan-Gün han da BOZOKLARI meydana getirmektedir. Gün han ın çocukları (Kayı-Bayat(beyat)-Akaveli-Karaveli) Ayhan ın çocukları (Yazır(yazar-yazgır)-Döğer(Düğer)-Dodurga-Yaparlı(yıparlı)). Yılzhan ın çocukları(Avşar (Afşar)-Kızık(Çarukluğ)-Beğdili-Kargın(karkın,Kargı)) dır. Bunlardan beğdili yi incelersek Dirican aşiretini tanıyabiliriz.

 

Kısaca Hazimşah devletini incelememizde yarar vardır.

 

HARZİMŞAHLAR DEVLETİ: (1097-1231) Milattan önce III. yüzyıl da Hunlar ile başlayıp günümüze kadar gelen 2200 yıllık bir hayat vardır. Bu zaman içinde birçok devletler kurulmuştur. Bu devletlerarasında, Harzim adı verilen topraklar üzerinde doğan ve daha sonra büyük bir hızla inkişaf eden Hazimşahlar devletinin Türk-İslam tarihinde önemli bir mevkii vardır. Harimşah devletini tesis eden Hazimşahlar sülalesidir. Bu sülalenin atası Anuş-Tigin dir. Oda BEĞDİLLİ zümresine mensuptur. Anuş-Tigin, Büyük Selçuklu Emirlerinden Bilge Tigin’in taşt-dar’ı idi. Oğlu Kudbüd-din Muhammed ise Büyük Selçukların Harzim Genel valiliğini yapmıştır (1097-1127)

 

Kudbü’d-din Muhammed ölünce Büyük Selçuklu Sultanı Sancar (1117-1157) onun büyük oğlu Atsızı (1127-1156) vali tayin etmiştir. O da yer yer istiklal mücadelesine girişmiş fakat başarılı olamamıştır.

 

Atsızın ölümünden sonra Hazimşahlık tahtına geçen oğlu İl-Arslan (1156-1172) Sultan Sancarın ölümünden sonra tam bir müstakil hükümdar gibi hareket etmiştir.

 

İl-Arsla’nın ölümü üzerine yerine küçük oğlu geçti ise de ağabeyisi Tekiş(1172-1200) iktidarı ele geçirmiştir. Onun zamanın da Harzimşahlar Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun siyasi varisi olma yolunda büyük mesafe kat ettiler. O, Irak Selçuklu Sultanı Tuğrul II. yi yendi. Bu arada Sultan unvanını aldı.

 

Tekiş’ten sonra yerine geçen oğlu Alaü’d-din Muhammed (1200-1220),önce Gurlular’ın hâkimiyetine son verdi. Daha sonra Karahıtaylar’ı mağlup ederek Buhara yı zapt etti ve Karahıtay’ları tarih sahnesinden silen Alaü’d-din “İskender-i Sani” ve “Sancar” lakabını taşıdı. Daha sonraları Moğollarla çıkan anlaşmazlıklar, Devletin önemli merkezlerinin Moğolların eline geçmesi ve Alaü’d-din Muhammeddin dramatik ölümü ile sonuçlanmıştır.

 

Bu şartlar içinde Alaü’d-din Muhameddin oğlu Celalü’d-din(1220-1231) İmparatorluğu kurtarmaya çalışmış Devletin çöküşünü geciktirmeye Muvaffak olmuştur. Prof. Fuat Köprülünün dediği gibi “Harzimşahlar İmparatorluğunun hayatı Celalü’d-din ile sona ermiştir. Görüldüğü gibi devleti kuran beğdillerdir.

 

Beğdilli boyunun 24 boyundan birisi olan Cihanbeğli(canbeyli-canbekli-cihanbeğlü) namı diğer yedi boy olan aşiretinin 24 kethüdasından bir taneside Dirican aşiretidir.. Öyle ise Diricanlı aşireti daha önceleri Hazimşah devletinin içinde Cihanbeyli aşiretinde cemaat olarak yer alıyordu. Çok vefakâr olan aşiret son imparator Celalü’d-din in isminin yaşanması için da Celal ismini çocuklarına verip bu ismi yaşatmışlardır, çok yaygındır. Diğer aşiretlerin çoğunda bu isim pek görülmez. Moğolların saldırılarına karşı mücadelede mağlup olan aşiretler Anadolu ya akın etmeye başladılar işte o tarihlerde Fırat nehiri havzasına gelerek kışın Fırat nehir i kenarına yazın da yüksek yaylalara çıkarak hayvancılıkla uğraşmışlardır.

 

Direjan kelimesinin Kürtçe karşılığı ’uzunlar’ bir anlamı da ‘Uzun ince bir yer kaplayan’ anlamındadır. Dirican kelimesi ise “Çok diri olan, her zorluğa göğüs geren, bütün zorlukları yenerek hiç bıkmayan, mücadeleyi kazanmak için canını dişine takan” demektir.

 

Federasyon şekli gösteren kuruluşlar; Ana teşekküllerinden ayrılmış olan muhtelif oymakların birleşmesinden meydana geldiği gibi, bir teşekkülden ayrılmış küçük grupların birleşmesinden de meydana gelebilir. Mesela, dört ayrı kethüdalık halinde ve birbirinin ayrı ayrı birer kethüdası olan başka isimler ile adlandırılan dört cemaat Cihanbeyli aşiretini meydana getirmekte idi.(Osmanlı arşivi mühime defteri tasnif nu.534 sahife105)

 

Cihanbeyli aşiretine bağlı aynı kethüdadan gelen Diricanlı(Dirjanlı).Barçikanlı, Hudili, Zıvalı aşiretleri Cihanbeylidir.(Osmanlı aşivi maliye defteri nu 534 sahife 106)

 

Fırat havzasına gelen Diricanlılar Memluk devletinin hâkimiyeti altında yaşamışlar 1461 yılına kadar Memluklarla Osmanlı Devleti arasında yakın ilişkiler sürmüştür. 1461 yılından itibaren etki alanları yüzünden gerginleşen ilişkiler, uzun bir süre Memlukların hakimiyetide olan aşiret Memluk kültürünü de almıştır. Arap bedevilerle zaman zaman çok ağır çatışmalara girmiştir, bu çatışmalarda da büyük kayıplar vermiştir fakat yılmamıştır.1468 yılında Sultan Kayıtbay zamanında açık rekabete dönüşmüş 1485-1490 yılları boyunca Çukurova ve Fırat havzasında yapılan savaşlarda iki tarafta önemli kayıplar vermekle birlikte kesin sonuç alamamışlar.

 

Giderek gerginleşen ilişkiler 1516 yılında Osmanlı devleti ile Memluk devleti Mercidabık ta savaşa tutulmuş Memluk ordusu yenilmiş tamamen Osmanlı hâkimiyetine girmiş. O tarihte Osmanlı Devleti hâkimiyeti altında olan Diricanlılar bu günkü Elazığ ‘ın Keban kazası ile Baskil kazası arasında bulunan ve Osmanlı döneminde Muşar nahiyesine bağlı kendi aşiretinin adı olan Dirican karyesini(köyünü) kurmuşlardır.( Kanuni devri Malatya Tahrir Defteri 1560)

 

Karye-i Dirican maa mezra-i Belürge, tabi-i Muşar,hass-ı şahi.

 

Neferan :26

 

Hane :16

 

Çift :4,5

 

Bennak :8

 

Mücerret :10

 

Çiftlik,der tasarruf-ı Ali Beg ve Yar Ali ve Kasım veledan-ı o.

 

Çift :3

 

Hasıl.maa rüsum ve bad-i hava gayr ez cürm-i galit ber veçh-i maktu’der uhde-i ahali-i karye-i m.,maaş erke-i Ali Beg ve Yar Ali ve Kasım veledanı o,an erbab-ı tımar. Karye-i mezburda çiftliği ve alakaları olmağın reaya ile bile müşterek kayd olundular. Her sal cem’ idüb emanete teslim eyleye.An gurre-i Receb ül mürecceb sene967

 

Fi sene :3000

 

Yukarıdaki Kanuni dönemine ait kaydının bugünkü Türkçesi:

 

Dirican Köyü ve Belürge mezrası Muşara bağlı, padişahı hassı(Müslüman devlete sadık)

 

Erkek kişiler :26

 

Ev :16

 

Reaya adına yazılan arazi :4,5

 

(reaya: Devlete vergisini veren halk)

 

Adına işlettiği toprağı olmayan reaya :8

 

İş ve kazanç sahibi olacak yaşa gelmiş bekar erkek:10

 

Alibeg ve Yar Ali ve Kasım oğulları adına yazılan arazi:3

 

Hasıldan alınan vergi ve havadan gelen gayri muayyen vergi pazarlıksız olarak köy halkı, tımar sahibi olan Ali beg,Yar Ali ve Kasım oğulları, tımar sahibi olduklarından ve arazide kazançları olmaksızın reaya ile müşterek yazıldılar. her sene vergilerini toplayıp toptan (Alibeg,Yar Ali ve Kasım oğullarına) teslim etsinler. Recep ayı sene 1551

 

Yukarıdaki belgeden de anlaşıldığı gibi Dirican aşiretinin topraklarının olmadığı, sadece 16 eve 1,5 çift(reaya adına yazılı arazi) verilmiştir. Diğerleri hayvancılıkla uğraşarak geçinmeye çalıştıkları anlaşılmaktadır. Onun için yerleşik düzene geçememişler.

 

Osmanlı Devleti, Dirican aşiretinin Fırat havzasında hayvancılıkla geçinmelerine olumlu bakmışlardır. Çünkü güneyden ve Arap bedevilerinin zaman- zaman Fırat ve Dicle nehirlerini geçerek akın düzenleyip talan ve vurgun yapmaları. Anadolu ya gidiş-geliş yolarının kilit noktaları olan Malatya ovası ve Elbistan sahrasını bu talandan kurtarmak için 15. asırdan itibaren Dirican aşireti ile birlikte Cihanbeyli aşiretinin aynı kethüdadan olan kollarından Barçikan, Hudili, Zıvalı aşiretlerini görevlendirmişlerdir. Bu yerleşim yerini terk eden Cihanbeyli aşireti ve bazı kolları Toroslar, Konya Cihanbeyli, Yunak ve civarı bir kısmı Ankara Haymana dolaylarına yerleşmişlerdir. Buraya yerleşenler kendilerini Cihanbeyli olarak bilirler fakat hangi kethüdadan olduklarını bilememektedirler. Osmanlı İmparatorluğu bu göçü önlemek için Dirican aşiretine ait Dirican köyünü kurmuştur. Kanuni dönemindeki kayıtlar incelendiğinde aynı kethüdadan olan Barçikan, Hudili ve Zıvalı aşiretlerine ait Muşar nahiyesinde hiçbir kayıt bulunmamaktadır. Fırat nehir inin en geniş sahası(hayvanlarla geçmeye elverişli mevki) sadece Keban ile Kömür han arasındaki bölge olduğundan her türlü tehlikeye karşı geçişleri önlemek amacıyla aşireti yerleştirmişlerdir.

 

1102 Hicri(1690-1691) yılın da, Beğdilli’ boyu, bütün obaları(Boz-Koyunlu) ve Cihanbeyli aşireti ile kendisine bağlı Dirican ve diğerlerinin başlarında boy beyi olan Feruz beğ ve oğlu Şahin beğ kardeşleri Kenan beğ ve Kurt beğ olmak üzere “Akçakale’den Rakka’ya “ varıncaya kadar olan yerde “Belik çayı” kıyısında iskân olmak emri alındı. Obalara beğ’ler, Feruz bey tarafında görevlendirildi. Çünkü çok sayıda oba vardı. Bu obaların bir kısmı kış mevsiminde Halep ve dolaylarında kış laklıyorlardı. Dirican’lılar ise kışın Fırat ve Toros dağlarının engin eteklerine otlak için gidiyorlardı.

 

Aşiretlerin, güzel yaylak yerlerinden bu çöl ikliminin hüküm sürdüğü bu yerlerde iskân edilmeleri, onları pek çok acılara gark etmiş ve bu hüzün dolu acılarını ifade etmek için, iskân türküleri yakmışlardır. Yine Cihanbeyli iskân türkülerinden buna bir örnek verelim.

 

Toplandık aşiret geldik Colab’a

 

Baş bend de Feruz Beğ’in değimli?

 

Emretti Beğler konduk yan yana

 

Hacı Alinin yurdu Seylan değil mi?

 

 

Ondan aşağı Budak düzüldü

 

Bend sahibi ismi isme yazıldı

 

Orda berk ağanın keyfi bozuldu

 

Torunların yurdu Şirvan Değil mi?

 

 

Yurt verildi Ulaşlı’nın beğine

 

O da kondu Berk Ağa’nın sağına

 

Firkat geldi Ağça-Kale dağına

 

Bayındırın yurdu Goncan değil mi?

 

………….

 

İskân başı olan Feruz beğ (hatıralarında Feriz diye geçer). Güzel yaylaların olduğu yerden, sürülerinin otlamaları için otlakların olmadığı, kurak ve susuz olan Rakka ve Nizip arasındaki bu yerlere dayanamayıp bir kısım obalar ve Dirican’lıların çoğu ile geri döner dirican’lılar Harput sancağına bağlı Malatya-Tahir(Arguvan), Keban ve Hekimhan’da göçebe olarak yerleşir. Feriz beyde de Hekimhan-Divriği arasında bulunan yama dağlarında ÇİÇİCAYIR yaylasında kendi adı ile anılan FERİZBEY pınarından soğuk suları içerek Rakka’daki iç yangınını söndürür.(Çiçiçayır yaylası Dirican’lılardan Ademan obasından “Masti kelenin” yaylasıdır. Feriz bey pınarıda o yaylada bulunmaktadır yama dağına giden aşiret mensuplar bu pınarın suyunu içmeden yaylaya gittiklerine inanmazlar.) Dirican aşiretinde FERİZ ismi çok yaygındır bunun nedeni İskân başı olan FERİZ Bey den gelmektedir. Fakat tekrar Rakka ya sürüleceği haberini alır, devlete karşı küserek atalarının yurdu olan İran-Horasana gitmeye karar verir ve gider İran’ın Umreye kentine varır orada bir müddet kalır ve hakkın rahmetine kavuşur. İran a giden Cihanbeyli ler Türk asilzadeleri arasına dahil edilerek yüksek mevkilere getirdiler ve bu yüzden de aşireti Şiilerin kucağına attılar. Feriz beyin bu gidişini aşiretin aşıklarından “Kulsa’dun dan” dinleyelim.

 

 

Seher avazın bağrın deler

 

Durnanın kanadı köz gibi yanar

 

Kaldırmış kanadın yavru baş sanar

 

Firuz beğ acem’e gitti durnalar

 

 

Yedi atlı ile bindik Allaha emanet

 

Yetmiş bin evliya eylesin himmet

 

Yurdumu beklesin oğlum Muhammet

 

Firuz beğ Acem’e gitti durnalar

 

 

Benden selam edin Hazna hatuna

 

Çıkarsın alları karalar bağlasın

 

Küçük oğlu ile gönül eğlesin

 

Firuz beğ Acem’e gitti durnalar

 

………………

 

Rakka ya sürülen Diricanlılardan bir kısmı orada kalmıştır. Malatya ya gelirken Urfa da Akçakale de, Adıyaman –Gerger de, Kâhta da Pütürge de kalanlara “gavasti”( malları yorulanlar) denir.

 

Dirican aşireti Rakka’dan döndükten sonra tamamen bağımsız bir şekilde hareket etmişlerdir. Zaman zaman devlete baş kaldırmışsa da genellikle devletine bağlı bir yapı sergilemiştir. Bunu yakın tarihimizde görmekteyiz.1878 Osmanlı-Rus harbinde savaşçı bir topluluk olarak yetişen aşiretin erkeklerin çoğunun savaşa katıldığını yaşlılarımızdan dinlemiştik. Hatta savaşa katılanların çoğunun geri dönmediğini söylüyorlardı.

 

18. asırda diricanlı aşireti hakkında payitaht ile yazılan yazışmalar.

 

Harput valisi hazretlerine,

 

Harput Sancağı’nda, Hayme-nişin(Çadırlarda yaşayan) Diricanlı aşireti, askeriyenin tavsiyesiyle Erguvan ve Malatya kazalarına ayrı ayrı yerleştirilir.Fakat bundan,ümit edilen kadar, fayda görülmez.Çünki Diricanlı Aşireti’nin elinde ,çok sayıda hayvan bulunmaktadır.Yerleştikleri yerde iae, bunları otlatacak mer’a yoktur. Onun için,Mevsimi sayf’da(yaz mevsiminde), Sivas tarafına geçmektedirler.

 

Hükümet ise, bu sebebten yapılan göçe mani olmak üzere, aşiretin elinde bulunan hayvanlardan ziraata yarayanlarla, sair surtte olanlara faydalı olacakları aşirete terk ederek, kalanını satın almış ve 137950 kuruş sahiplerine ödenmiştir.

 

Ayrıca, civarlarınada, iki tabur piyade ve yarım alay suvari ile bir batarya top’un, bir karaltı olmak üzere, bulundurulmasına karar verildiği gibiiéotlatmaları için mer’a lazım olur, göç ederler” denilerek aşiretin elindeki koyun ve sığırların satın alınması da ,düşünülen tedbirler arasındadır.

 

(29B,Sene.73(25 Mart 1857) Osmanlı arşiviBab-ı Ali Evrak Odası Sadaret Evrakı Mektubu Kalemi Meclis-i Vala Kısmı )

 

Makam-ı Ali Hazret-i vekalet penahi’ye

 

“Harput Eyaleti dahilinde kain Erguvan Kazası dahilinde sakin,Diricanlı aşireti üç dörtyüz haneden ibaret olarak kaza-i mezbur müdiri esbak(adı geçen kazanın eski müdiri) Erguvanlı Abbas bey ve Poyraz oğlu Hüseyin bey nam kimselerin zir-i nezaretlerinde (idaresi altında) olduğundan yaylak hulul eylediği esnada(yayla zamanı gelince) yukarıda adı geçen müdir,aşiretin Yama dağı yayla’sına çıkmaya göz yummuştur.

 

Onlar da haymelerini(çadır) toplar esb ve esterlere (at ve katırlara) atladıkları gibi ufak tefek yaramazlıklar yaparak yama dağına giderler”.

 

“……..aşiret halkı, Divriği taraflarında dahi durmayıp 30-40 hanesi Sivas Eyaleti’nin Kazabad (Kazovo) ve Zile ve 32 hanesi Kangal taraflarına ve bir kısmı daBozok(Yozgat) ve 60 kadar hanesi,Maraş Sancağı caniplerine giderek……” bunlardan daha önce kayıtları yapılan ve Malatya Kazası nüfusu dahilinde senevi 3000 kuruş vergi ile (Kanuni döneminde Dirican köyü vergisi) iskan emirleriiçra olunanlardan,daha sonra iskan mahallini terk ile Zile taraflarına giden, 44 kadar haneler ahalisi, Sivas valisi Hayrettin paşa tarafından,yakalatırılır. Fakat içlerinde 9 hane, Akçakala semtine firar eder.35 hane ise Harput’a getirilir .Birer ikişer hane olmak üzere Harput’un köylerine yerleştirilirler.

 

(Fi3Cumade’l-üla. Sene 276(miladi 28 Kasım1859))

 

Konu bir de Meclis-i Vala’da görüşülür.

 

Onlar da olayı, kılı kırka yararak inceledkyen sonra, “……….hal-i bedeviyet’e ric’atlerine meydan kalmamak için,çadırlarının sattırılması ve bununla beraber,hayvanlarının tamamen elden çıkarılmaması dahi gözetilecek umur’dan bulunduğuna binaen, geçende Hamid(Burdur) ve Tekke(Alaiye) ve Denizli sancaklarına iskanı kararlaştırılan Saçıkaralı aşiretinin, suret’i iskanı hakkında Meclis-i Vala’dan kaleme alınıp Asr-ü istihzan olunan ta’limatın, bir nüshasının Harput Mutasarrıfına …..”gönderilmesini, akıl verirler.

 

Fi 17 Cumad’el Ahir .Sene 276(11 ocak1860)

 

(Meclis-i Vala reis ve A’zalarının mühürleri)

 

Dosya daha sonra Sadaret’e ve oradan padişaha arz edilmekte ve 24 C.sene 76(miladi 18 ocak 1860) tarihi ile son bulmaktadır. Büyük Osmanlı arşivi.iradeler(Meclis-i Vala) h.1276,vesika no.18739 Ma’müret’ül –Aziz salnamelerinde hicri.1312(miladi 1894-1895) yılında Malatyakazalarının mahalle ve köy nüfusu begelerinde dirican hakkında bilgi:

 

 

Dirican ferrauşağı İcmal(440) Zükür(239) İnas (201)

 

Dirican Şoruşağı İcmal(114) Zükür(52) İnas (62) (şatıruşağı )

 

Dirican göbek icmal(164) Zükür(90) İnas(74)

 

Dirican Bermeği İcmal(263) Zükür(105) İnas(158) Geçmektedir.

 

Not:(İcmal =Toplam, Zükür=Erkek, İnas=Kadın) yukarıda aslına uygun olarak belirttiğimiz belgeler Dirican aşiretinin 19 yüzyılda halen yerleşik düzene geçmediğini görmekteyiz. Osmanlı Devleti, diğer aşiretleri 17. yüzyılda iskân ettiği halde Dirican aşireti için böyle bir zorlama yapmamıştır. Sadece Rakka’ya sürgün edilmişlerdir buna rağmen devlete sadık kalınmıştır. yerleşmelerine mani olmuşlardır. Aşiret te bu yaşayışa alışık olup terk etmesi hayli zor olmuştur.19 yüzyılın sonlarına doğru yarı yerleşik düzene geçmeye başlamışlardır. Dört oymak şeklinde görülmektedir.

 

Aşiretin ileri gelen ailelerden yönetim Topal Ali de nasıl olduğunu kimse bilmiyor sadece rivayetlerle sabittir. Ondan sonra Şorikli şatır(1894-1895) yıllarındaki Ma’müret’ül aziz (Elazığ) salnamelerinde de aşiretin bir oymağının, Dirican şoruşağı geçmektedir. Buda bize Şorikli şatır namına yazıldığının bir ifadesidir. Daha sonra Ali’ka (Ali bey) Alikadan sonra Harput Eyaleti aşiretin yönetimini beraat ile aynı aileden olan oğlu Yusuf ‘a beraat verilir ve idare Yusuf a geçer. Yusuf yaşlı ve hasta olduğundan beraatı yenilemek için Harput a Kardeşinin Oğlu Şatır zade Süleyman’ı gönderir oda beraatı kendi adına alır böylece yönetim Süleyman’a geçer. Süleyman in ölümünde yönetim, Oğlu Mustafa beyde olur. Mustafa beye de Harput sancağı tarafından Dirican aşiretinin Nahiye müdürlüğü tevdi edilir. Bu sırada birinci dünya savaşı ve arkasında kurtuluş savaşı başlar. Yaşlılarımızın anlattığına göre; Geçlerin hepsi savaşa gitmiştir yaşlılarımız da Malatya’dan, Sivas’tan Erzurum’a At ve katırlarıyla orduya mühimmat taşımışlardır bu organizasyonu aşiretin nahiye müdürü Mustafa bey ve kol(oba) beyleri büyük bir titizlikle yapmıştır. Diricanlı’ların çoğunluğu Hekimhan da bulunmaktaydı Hekimhan’ın kaza olmasında Mustafa beyin büyük rolü vardır. Malatya’nın Akçadağ Kazası’na bağlı Hekimhan nahiyesi, 3 Kanun-ı Sani 325 (miladi 16 Ocak 1910) tarihinde A’yan Riyaseti’ne Meclis-i Meb’usan’a ve Dâhiliye Nezareti’ne (Senato, Millet Meclisi ve İçişleri Bakanlığı) ayrı ayrı başvurulur ve neticede Hekimhan kaza olur. Kaza olmasını isteyenler Hekimhan ve Tevab-i kura Ahalisi Namına Nahiye Müdiri Garipağazade İsmet,Ermeni Milleti namına Murahhas Mesbur Keban Kazasının Dirican Nahiyesi Eşrafında Şubatzade(Şatırzade) Mustafa ,Mektebi Ruştiye Muallimi Mahmut,……….. resmi makamlardaki etkinliğini bu şekilde müşahede edebiliriz. Mustafa beyin ölümünde Oğlu Şatıroğlu Ali Rıza bey aşiret’in reisliğini üstlendi. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Atatürk tarafından Ankara ya çağrılan Ali Rıza beye (Atatürk Ankara’ya ağaları çağırıp ağalık sistemine son verdiğini açıklamış, hatta kendi aşiretine kötü davrananları da mahkemeye sevk ettirmiştir) de kurtuluş savaşı sırasında gösterilen başarıdan dolayı onur belgesi verilmiştir. Ali Rıza nın ölümünden sora kardeşi Hasan Şatıroğlu aşiret reisliği yaptı. Malatya ya atanan Valilerle, ordu kumandanları ve Malatya’nın yönetim kadrosundaki kişilerle çok güzel ilişkiler kurup hatırı sayılı kişiliği vardı. Ölümünde reislik son buldu.

 

Dirican aşireti,1900 yıllarına ait türkülerde de yedi oymaktan söz edilmektedir. Bu oymaklar:

 

1-Şatıruşağı oymağı (obası)

 

2-Gövük oymağı (obası)

 

3-Birmik oymağı (obası)

 

4-Zeynan oymağı (obası)

 

5-Adaman oymağı (obası)

 

6-Fitniye Oymağı (obası)

 

7-Ferrauşağı oymağı (obası)

 

Yukarıdaki oymaklarda kendi aralarında daha küçük oymak (oba)’lara ayrılmaktadır. Bu obalarda genellikle hali, vakti, mali durumu yerinde olanların adı ile adlandırılır.

 

Şatıruşağı oymağı: (Şatıroğulları, Kaleliler, Çimenlikler, Karaşatırlar, İbrahimler, Alıklar(Akyazılılar) midamoğulları(midam uşağı).….

 

Gövük oymağı: (Alıklar, Sımolar, Hacolar, Kureyişler ,……..

 

Birmikm oymağı:(Hacıosmanlılar, Hamğallar, şabanlar, Kafalar,………

 

Zeynan oymağı: ( şavatalar, Sadan, Kutanyan, ………

 

Adaman oymağı : ( Adamıyan, Kelan (Kelolar))

 

Fitniye oymağı : Fitniye

 

Ferrauşağı oymağı: (Keban ile Baskil arasındaki Osmanlı dönemindeki kayıtlardaki eski Dirican Köyü ve civarındaki diğer dirican köyleri )

 

Hatta Keban Kazasının nüfusuna kayıtlı olanlara Kamaraş(Kavmereş) denilmektedir. Bu da Dirican’ın Hekimhan’nın Keş köyünde kurulan ilk seyyar(göçebe) Muhtarlığıdır.

 

Dirican’ın Malatya ve Sivas ilindeki köyleri:

 

Dikili, Çimenlik, Kale(boş), Horumhan, Orduçayırı, Karaşatır, Çoban Yusuf, Karslılar(Aşıklılar), Midemoğlu, Atmangol, Akyazı, Hırın, Halencek, Kışla, Maman deresi, Kömüşhan, Dikenli, Yeşil, Birmik (Durucasu belediyesi), Taşoluk, Yeniköy(Kafalar), Şavki çiftliği, Boyaca, Kaymak, Kutan, Kurdu, Hrmandalı, Karapınar, Kavarcık, Alıklar, Kuruçay(uçuklar), Sımolar, Hacolar, Yazıhan Kazası(aşağı mah.), Hamidiye, Aşağı Atikan (aşağı piriçli), Hakkolar(boş), Cehennem (boş), Boyaca, Sürür, Tomolar, Haraba(mısırdere-Alholar), sacayağı, Gürükbekir,…..

 

Eğitimci ve Araştırmacı / Ali KARAKUŞ



    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV