CUMA SOHBETİ/RÜŞVET
20 Ağustos 2018 Pazartesi

CUMA SOHBETİ/RÜŞVET

CUMA SOHBETİ/RÜŞVET/DOÇ. DR. FİKRET KARAMAN

25 Nisan 2014 Cuma 14:06
Bu haber 2393 kez okundu
CUMA SOHBETİ/RÜŞVET
Meşru kaidelere uygun olmayarak, bir iş gördürmek gayesiyle vazifeli olan kimseye usulsüz olarak verilen para, menfaat ve faydadan hâli olmayan herşeydir.
Bir rüşvet olayının gerçekmeşmesi tek kişi tarafından mümkün değildir. Rüşvet genellikle birden fazla şahıs veya şahıslar arasında cereyan eder. Bazan taraflar arasında, anlaşmayı ve intikali sağlayan aracı ve aracılar da olabilir. Böylece rüşvet muamelesinde sorumlu olanları şu şekilde açıklayabiliriz:
Râşi: Bir menfaat elde etmek için rüşvet veren kimsedir.

Mürteşi: Rüşvet alan kişidir.
Raiş: Rüşvet verenle alan arasında vasıta olan kişidir. Çoğu kez raşi ve mürteşi doğrudan ilişki kuramazlar. Râiş bunların arasında köprü vazifesi görür. Bu şekilde aracılık yaparak, tarafların rüşvet üzerindeki ittifakını sağlayan da -ücret almazsa bile- sonuç, hüküm ve sorumluluk itibariyle rüşvetçilerle aynı kategoride mütalâ edilir.
Rüşvete yol açan sebepler şunlardır: Zulüm ve haksızlığa yol açan kazanç yollarının başında rüşvet gelir. Çünkü rüşvet olayında, suçlu suçu olmayanla, haksız haklıyla , ehliyetsiz ehliyetiyle yarışmaktır. Herkes kuvvet ve kabiliyetini kullanarak, kazanmaya çalıştığı zaman hak ve adalet tecelli eder. Oysa rüşvetin rağbet gördüğü toplumda bilgi, beceri ve kabiliyetin önemi olmaz. Bu durum, fertlerde ve toplumlarda huzursuzluğun kökleşmesine sebep olur. Rüşvetin yaygın hale gelmesinin en önemli sebeplerden birisi de hak ve adalete bağlanan umudun kaybolmasıdır. Bu yüzden hak ve adaleti icra makamında bulunan kişiler. Bu hususa dikkat etmek zorundadır. Peygamberimiz (A.S) şöyle buyuruyorlar: "Zayıflarının hakkı kuvvetlilerden alınmayan bir millet nasıl temizlenebilir.?" "Her kim bir davaya zulmederek yardımda bulunursa muhakkak Allah`ın gazâbına uğrar."

İhtiyaç ve iş kapılarının zorlaştırılması vatandaşı rüşvete sevk eden başka bir yoldur. Devlet kapısında çeşitli güçlüklerle karşılaşan vatandaşın işini çabuk ve kolay halledebilmek rüşveti engeller. Herkesin işi servislerde eşitlik içinde zorluk çıkarılmadan çözümlenebilse kimse rüşvet verme gereğini duymaz. Kanunların tam uygulandığı fikri yayılsa rüşvete umut bağlayanlar azalabilir. Bu fikrin yayılmasında idareciye, belli bir makam ve görevden sorumlu olanların rolleri önemlidir. Şu hadis-i şerifler konumuza ışık tutmaktadır. "Allah bir kimseyi müslümanların işlerinden birinin başına getirir de onların hacetini görmekten ve fakirinden gizlenirse, Allah da onun hacetini bitirmez." "Ey nas, sizden her kim bir işin başına getirilir de kapısını müslümanlardan bir hâcet sahibine kaparsa, Allah onu cennetin kapısından girmekten meneder. Kimin de murâdı dünya olursa Allah ona benim civarımı haram eder."

Rüşvetin toplumdaki zararları: Rüşvetin, toplum ve genel ahlâk üzerinde meydana getirdiği tahribat büyüktür. Bu metodla biriktirilen servet, temelsiz bir binaya benzer. Her an yıkılması mümkündür. Böylesine bir servetin dünyada bereketi olmadığı gibi ahirette de elim bir azabı vardır. Kişideki hırs ve fesad çoğalır. İş ve sosyal hayatın adabını etkiler. Zimmet ve vicdanı ölür.

Günümüzde her milleti ciddi şekilde meşgul eden casusların, kaçakçıların, hırsızların, eşkiyaların, teröristlerin ve uyuşturucu madde kaçakçılarının çoğalmasına sebep olan, hep rüşvet değilmidir. Onların dünya milletleri arasında dolaşmalarını sağlayan, gayr-i meşru muamelelerinin temelinde rüşvetin payı yok mudur? Rüşvetten doğan milli, iktisadi, siyasi ve kültürel zararlar milletlerin hayatlarında derin izler bırakmıyor mu? Kanatımca bu soruların cevapları üzerinde dikkatlice düşünmemizde yarar vardır. Rüşvetin girdiği yerde adaletten sözedilemez. Hak kaybolur. Adalet perdelenir. Zulüm yaygınlaşır. Cinayetler gizlenir. Zalimin zulmü artar ve tekrarlanır. İman ve vicdanın sesine kulak verenler azalır. Bütün işlerin ahengi bozulur.

Rüşvet muamelesinde, işbirliği yapan insanların samimiyetleri ve bağlılıkları geçicidir. Çünkü bu yakınlık menfaata dayanmaktadır. Dünyevi çıkarların sona erdiği veya zedelendiği yerde düşmanlık ve kin duyguları ortaya çıkar., geçici dostluk ve samimiyet, yerini düşmanlık ve nefrete terk eder. Rüşvet, toplumdaki iş verimini de menfi yönden etkiler. Çünkü rüşvet kapısına umut bağlayanlar karşılıksız iş üretmeyeceklerdir. Hatta sun`i problemler bile yaratmaya çalışarak iş hayatını menfi yönden etkileyeceklerdir. Gayesine ve hedefine meşru yoldan kavuşamıyacığını hissedenler, rüşvet ağına itilmiş olacaklardır. Böylece rüşvet sadece alanla vereni değil, toplumun her ferdini etkiler. Devlet ve millet hizmetlerini bilgisiz ve ehliyetsiz ellere geçerek bilgi adına cehaletin yaygınlaşmasına yol açar.

Rüşvetin girebileceği alanlar: Tarih boyunca insanlar, ahlâki, siyasi, kültürel ve ekomomik alanlarda mücadele ederek varlıklarını sürdürmüşlerdir. Servet biriktirme, önüne çıkan engeli aşma ve üst mevkiye gelme temayülü bir çoğunda mevcuttur. Toplumdaki bu maddi ve manevi nimetlere bilgi, beceri ve kabiliyetleri nisbetinde sahip olamayanlar haksızlığa ve sıkıntılara maruz kalırlar. Mecrasında akan suyun duvar çekilirse göl olur. Bu birikintiye de faydalı ve meşru ölçüler içinde yol verilmezse sızarak ya da etrafını aşındırarak gedikler açar. Çünkü insanların irade ve arzuları fazla hapsedilemez Bunlara hakkaniyet ölçüleri içinde yaklaşılmazsa , rüşvetin, irtikabın, yalanın, zulmün ve hilenin çoğalması kaçınılmazdır. Bu takdirde rüşvet, toplumun her alanına ve kademesine yayılabilir. İşleri zorlaştığı, görev ve hizmet şuurunun kaldırıldığı, menfaatlerin ön plana alındığı, adaletin azaldığı, cehaletle tembelliğin revaçta olduğu dil, ırk, renk, cinsiyet veya siyasi düşünce bakımından farklı muamele yapılan yerlerde rüşvet kapıları her zaman aralanır.

Dinimizde haksız mal kazanmak haramdır. Ahlâki kaideleri tahrib eden, insan haklarını ayaklar altına alan rüşvet vb. suçlar, fert ve toplum hayatında yıkıcı akibetler doğurur. İslamın rüşveti haram kılması ve ona ortak olanları sorumlu tutması çok tabiidir. Çünkü rüşvet, haksız yere hüküm verme, sonra olması gerekeni öne alma, öne alınması gerekeni de sona alma gibi menfaat duygusunu tahrik eder. Zulüm ve her türlü haksızlığı davet eder. Kur`anı Kerim`de şöyle buyuruluyor: " Ey inananlar, mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefislerinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz ki size merhamet eder." (Nisa Suresi 29) " İnsanların mallarından bir kısmını, bile bile, günah işleyerek ele geçirmek için iş başındakilere yedirerek mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin."(Bakara Suresi 188) "İyilikte ve fenâlıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allan`tan sakının, Allah`ın cezası şiddetlidir." (Maide Suresi,2)
Peygamberimiz (S.A.S.) rüşvet alanı, vereni ve işe vasıta olanı lânetle anmışlardır. Şu hadiseler de rüşvete karışanların durumunu göstermesi bakımından ne kadar önemlidir. "Rüşvet alana da, rüşvet verene de, aralarında vasıta olana da Allah lânet etsin." (el-Müsned, 2/212 ) "Rüşvet alan da veren de cehennemdedir." (Fethü`l Kebir,2/138)

Rüşvetin toplum üzerindeki etkisi, bulaşıcı hastalıklardan daha tehlikelidir. Bu hastalığa yakalananlar, ellerine fırsatlar geçerse en kutsal değerlerini, hatta millet ve vatan menfaatlarını bile feda ederler. Rüşvet olayının azaltılması veya yok edilmesi için önce ona giden yolları kapatmak gerekir. Bu durum, devletin her kademesinde bulunan görevlilerle vatandaşları, çalışan veya çalışmayan herkesi ilgilendirir. Sadece rüşvet için değil, her alanda su ve hava kadar, ihtiyaç duyulan milli ve manevi kültürle mücehhez, kalblerine Allah korkusu yerleştirilmiş, vatan ve millete hizmeti, ibadet aşkiyle benimseyen dürüst ve samimi, amir, memur, işçi, işveren, öğretmen öğrenci, hatta sadece vatandaşa ihtiyaç vardır. Kısaca milleti temsil eden her ferdin bu özelliklere uygun olması arzu edilir. Hiç bir ferdi ilim ve kültürün gölgesinden mahrum etmemek gerekir. Karşılaşılan her engelin korku ve endişeden uzak rüşvet ağına düşmeden aşılabileceği cesareti sağlanmalıdır. Hz. Ebu Bekir Şam taraflarına gönderdiği ordunun başına görevlendirdiği kumandan Amr bin As`a yaptığı şu tavsiyelerde bulunmuştur:" Ya Amr, gizli ve açık her hususta Allah`tan kork, O`ndan utan. çünkü Allah hem seni hem de yaptıklarını görüyor. Yanındakilere bir baba gibi davran. İnsanların gizli taraflarını araştırma. Zahirle iktifa et. İşinde ciddi ol. Düşmanla karşılaştığın zaman, yiğitliğini göster, korkma. Aşırı hareket edenleri men et, cezalandır. Arkadaşına yapacağın nasihatlar kısa ve veciz olsun. Sen doğru ol ki, beraberinde olanlar, sana bakarak doğru olsunlar."




FİKRETKARAMAN.COM





    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV