21 Ekim 2018 Pazar

CUMA SOHBETİ/İMAN VE İSTİKAMET ÜZERE OLMAK

CUMA SOHBETİ/İMAN VE İSTİKAMET ÜZERE OLMAK

07 Mart 2014 Cuma 12:22
Bu haber 2643 kez okundu
CUMA SOHBETİ/İMAN VE İSTİKAMET ÜZERE OLMAK
Aziz Kardeşlerim!
Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Rabbimiz Allah’tır” deyip de istikamet üzere dosdoğru yolda yürüyenler için ne bir korku vardır ne de onlar üzüntü çekeceklerdir. İşte onlar, cennet ehlidir. Amellerinin karşılığı olarak orada ebedî kalacaklardır.”
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah’a iman ettim de! Sonra da dosdoğru ol!

Kardeşlerim!
Bu kutlu ifadeyi sahabeden Süfyan b. Abdullah es-Sakafi(r.a) naklediyor. Diyor ki: “Ya Resulallah! Bana İslâm hakkında öyle bir söz söyle ki, senden sonra bu konuda hiç kimseye bir şey sormayayım.” Resulullah Efendimiz (s.a.s) buna az, öz ama kapsamlı bir cümleyle şöyle cevap veriyor: “Allah’a iman ettim de! Sonra da dosdoğru ol!”
Evet, kardeşlerim, Peygamber Efendimiz (s.a.s), bu sözünde İslâm’ı, kalbe ve hayata dair iki kavramla ifade ediyor: İman ve İstikamet… İman ettim diyerek dosdoğru yola çıkmak ve bu yoldan hiç sapmadan, savrulmadan cennetle, cemâlullahla müşerref olana kadar dosdoğru ilerlemek… 

Aziz Kardeşlerim!
Her gün hernamazın her rekatındaokuduğumuz Fatiha suresinde, (اِيَّاكَنَعْبُدُوَاِيَّاكَنَسْتَع۪ينُۜ)“(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz” diyerektevhid inancımızı dile getiriyoruz. Sonra da(اِهْدِنَاالصِّرَاطَالْمُسْتَق۪يمَۙ)“Bize sırat-ı müstakimi göster, bizi dosdoğru yola ilet!” diye Rabbimize dua ve niyazda bulunuyoruz. Aynı surede sırat-ı müstakimin, dosdoğru yolun mahiyeti şöyle ifade edilir: (صِرَاطَالَّذ۪ينَاَنْعَمْتَعَلَيْهِمْۙ)“Nimetine erdirdiklerinin yoluna ilet!”Ve son olarak da,
(غَيْرِالْمَغْضُوبِعَلَيْهِمْوَلَاالضَّآلّ۪ينَ)“Gazaba uğramışların yoluna da, doğrudan sapmışların yoluna da değil!” diyerek niyazımızı, yakarışımızı ifade ediyoruz. 
Her gün okuduğumuz bu sureden öğrendiğimize göre sırat-ı müstakim, yeni bir yol değildir. Daha önce üzerinden gidilmiş, tecrübe edilmiş bir yoldur. Kimi o yolun hakkını vermiş nimete kavuşmuştur. Kimi o yoldan sapmış dalalete düşmüştür. Kimi de o yoldan çıkmış gazaba duçar olmuştur. Unutmayalım ki başka bir ayette Rabbimiz, nimete kavuşanların, sırat-ı müstakim üzere olanların peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihler olduğunu bildiriyor;Allah’a ve Resûlü’ne itaat edenlerin onlarla birlikte olacağı müjdesini veriyor.

Kardeşlerim!
Şu imtihan dünyasında istikamet sahibi olmakoldukça zordur. Nefis ve şeytan,heva ve hevesler, arzu ve istekler, menfaat ve ihtiraslar, bağımlılık ve tutkular, güç ve dünya tutkusu, sürekli iman ve istikametimize zarar veren, bizleri hidayetten dalalete sürükleyen unsurlardır. Bu sebeple imtihanı, ancak Rabbimizin lütuf ve inayetiyle,sadık iman, samimi niyet, sahih bilgi ve salih amellerle kazanabileceğimizi bilmeliyiz. Bunun için daima her türlü niyet, kalp ve düşüncelerimizde, her türlü dil, üslup, söz ve söylemlerimizde, her türlü iş, eylem, tutum ve davranışlarımızda doğruluk ve istikamet sahibi olup olmadığımızın muhasebesini yapmalıyız. Gerçekten bugün Müslümanlar olarak bizler “iman ve istikamet”noktasında nerede duruyoruz? Kur’an’ın yanında, Peygamberimizin tarafında mıyız? Hakkı istiyor,hakikati arıyor muyuz? Akıl ve irademizi hak ve hakikat yolunda kullanıyor muyuz? Her işimizin doğru, her sözümüzün hak olmasına özen gösteriyor muyuz?

Kıymetli Kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:“Kalp istikamet üzere olmadan kişinin imanı istikamet üzere olamaz. Dil istikamet üzere olmadan kişinin kalbi istikamet üzere olamaz. Komşusu kötülüklerinden emin olmayan kişi de cennete giremez.”Buna göre kalp ve dil istikamet üzere olmadan iman istikamet bulamaz. Kişinin ahlakı doğruluk ve dürüstlük üzerine yönelmeden nefsi istikamet bulamaz. Hal ve hareketleri istikamet üzere olmayan kişinin bütün emekleri boşa gider. Ahlaki nitelikleri ve huyları istikamet üzere olmayan kişinin manevi gelişmesi mümkün değildir.

Kardeşlerim!
Ne mutlu istikamet üzere olanlara!Ne mutlu dosdoğru olanlara!
Hutbemi Kur’an-ı Kerim’de bize öğretilen veakl-ı selim sahiplerinin yaptığı bildirilen bir dua ile bitirmek istiyorum. 
رَبَّنَالَاتُزِغْقُلُوبَنَابَعْدَاِذْهَدَيْتَنَاوَهَبْلَنَامِنْلَدُنْكَرَحْمَةًۚاِنَّكَاَنْتَالْوَهَّابُ
“Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma!Bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok, lütfu bol olan yalnız Sensin.”



Ahkaf 46/13-14.
 Müslim, İman, 62.
 Nisâ 4/69.
İbnHanbel, III, 199.
Âl-i İmrân, 3/8.
Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı

    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV