23 Mayıs 2018 Çarşamba

CUMA SOHBETİ/AMELLERDE İHLAS

CUMA SOHBETİ/AMELLERDE İHLAS/ PROF. DR. FİKRET KARAMAN

28 Mart 2014 Cuma 18:07
Bu haber 2261 kez okundu
CUMA SOHBETİ/AMELLERDE İHLAS
İhlas; sözlük bakımından saf ve arınmış olmak, tehlikeden kurtulmak, birşeye kavuşmak, taat ve ibadette gösterişi bırakmak anlamına gelir.(1) Temiz ve karşılıksız yapılan bir işe de ihlas denilir.(2) Amellerde ihlas; bir insanın inanıp niyet ederek ibadet veya bir işi sadece Allah`ın emri olduğundan dolayı samimiyetle yerine getirmesidir.(3)
Yüce Allah bizleri, kendini tanımak ve ancak O`na ibadet etmek için yaratmıştır. Kalbimiz, inancımız ve ibadetimizle Cenab-ı Hakkın rızasını kazanmaya çalışmak, önemli kulluk borcumuzdur. Esasen yaradılışımızın gayesi de Rabbımızı tanımak ve O`na ibadet etmektir. Bu konuda Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur. "Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır."(4) Başka ayet-i kerimelerde ise Hak Teâlâ ibadetlerin samimi duygularla, candan, içten gelerek ve gösterişe yer vermeden sırf kendisi için yapılmasını emretmektedir. "Ey Muhammed! Biz sana kitabı gerçekle indirdik. Öyle ise dini Allah için halis kılarak O`na kulluk et."(5) "Ey İnsanlar! İnkarcılar istemese de dini yalnız Allah`a has kılarak O`na yalvarın."(6) Görülmektedir ki, ibadetlerimizde, diğer hal ve hareketlerimizde, ihlaslı davranmak, önemli görevlerimizden olup, manevi zevkini elde etmeye çalışmak son derece önemlidir. İhlasla yapılan az ibadetler, ihlasla yapılmayan çok ibadetlerden hayırlıdır. Resûl-ü Ekrem Efendimiz, kendisine bir öğüt vermesi dileğinde bulunan Muaz b. Cebel`e: "Ya Muaz; amellerini hâlisâne yap. Bir amel halisane olursa, o amelin azı mükafat bakımından kâfidir."(7) buyurmuştur. Okunan dualar, tutulan oruçlar, kılınan namazlar insanın ahlâkı üzerinde ve muamelesinde tesirini gösteremiyorsa böyle bir ibadet ihlâsdan nasibini almış sayılamaz. İnsan emrine verilen bir görevi ihlâs ve samimiyetle yaptığı zaman vicdanen bir huzur duyar. Tıpkı bunun gibi ibadetleri de ihlasla yerine getirdiği takdirde ilâhi bir lezzet ve büyük bir mükâfat alır. İhlâsın zevkine ererek, bu sırrı idrak eden bir müslüman, hayatın en zevkli ve neşeli bir derecesine yükselmiş sayılır. Cenab-ı Hak Kur`an-ı Kerim`de şöyle buyurmaktadır: " Oysa onlar, doğruya yönelerek dini yalnız Allah`a has kılarak O`na kulluk etmek, namaz kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur."(8)

"Ancak tövbe edenler, nefislerini islâh edenler, Allah`ın kitabına sarılanlar ve dinlerine Allah için candan bağlananlar müstesnâdır. Onlar inananlarla beraberdirler. Allah mü`minlere büyük ecir verecektir."(9) "...Dini O`na has kılarak O`na yalvarın."(10) İhlâsla yapılan bir vazifenin insana bahşettiği engin huzuru, başka yollarla elde etmek mümkün değildir. Şeytan bile imanında, ibadetinde ve hayırlı olan bir işinde samimi ve muhlis olanları doğruluktan ayıramaz. Şeytan Allah`ın rahmetinden kovulduğu zaman Allah`tan ömrünün uzatılmasını istemiştir. Cenab-ı Hak tarafından muayyen zamana kadar şeytana mühlet verilmiştir. Kur`an-ı Kerim`de bu husus şöyle zikredilmektedir:" İblis, senin kudretine andolsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım."(11) dedi.
-İhlâs insanların dünya ve ahirete ait amellerine yön veren, değer kazandıran bir kuvvettir.

-İhlâs dünya ve ahiret ile ilgili işlerde, gösteriş, menfaat ve şöhret beklemeden Cenab-ı Hakk`ın rızasını elde etmeye çalışmaktır.

-İhlâs kötü nefsi terbiye ederek, ruh hastalığı haline gelen benlik duygusunu kaldıran,gizli şirk olarak bilinen riyayı yok ederek sahibini Cenab-ı Hakka yaklaştıran bir sırdır.
-İhlâs, yapılan amelin, hatalardan noksanlıklardan, ayıplardan korunmasını ve arınmasını temin eden bir temizliktir.

Konumuza örnek olmak üzere Hazret-i Ali`nin bir savaşta inanmayan bir düşmana karşı gösterdiği şu hareket son derece manidardır. Hz. Ali savaş akabinde eline düşen bir düşmanını kılıcı ile öldürmek isteyince, canının tehlikede olduğunu gören müşrik, Hz. Ali`nin yüzüne tükürükle hakaret etmek istedi. Bunun üzerine Hz. Ali onu serbest bırakır. Bu durum karşısında şaşkına dönen müşrik: "Ya Ali benim canımı almak üzereyken, kılıcınızı kınına sokan ve sizi teskin eden nedir?" diye sorar.
Hz. Ali cevaben : "Seni önce Allah için öldürmeye hazırlandım. Fakat sen yüzüme karşı o kusuru işlemekle nefsimi ve benliğimi tahrik ettin. Sana şahsi kin besledim. Bu durum benim ihlâsımı bozacağından seni öldürmekten vaz geçtim" der.(12)

Hz.Ali`nin bu samimi sözlerini dinleyen müşrik derin bir tefekkür neticesinde hayretlerini gizleyemedi. Hz.Ali`nin ihlâsı onu teslim almıştı. Gözyaşlarını dökerek derhal müslüman oldu. İşte ihlâs, işlerimizde sözlerimizde içimizin ve dışımızın bir olmasını gerektirir. Dünyada iki yüzlülük yapanlar huzur bulamazlar. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

"İnsanların en fenası bir birine ayrı diğerine ayrı görünen iki yüzlü olanlardır."(13)

İhlâsa gölge düşüren en büyük tehlikelerden biri de riyadır. Bu yüzden islâm büyükleri riyadan korunmak için nafile ibadetlerini gizli yapmışlardır. Kur`an-ı Kerim şu ayetlerle bizleri gizli şirk olan riyaya karşı uyarıyor. "Onlar kıldıkları namazdan gafildirler. Onlar gösteriş yaparlar." "Doğrusu münafıklar Allah`ı aldatmaya çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne olanlarla ne bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah`ı pek az anarlar."(14)

Bir milletin maddî ve manevî alanlarda yükselişi ancak fertlerinin samimiyet ve ihlâsı ile mümkündür. Samimi duygularla dolu olanlar, her an işlerinden zevk, ibadetlerinden lezzet alırlar. Kalpleri huzur ve neşe ile dolar. Duaları kabul, mükafatları da kat kat olur. Peygamberimizin şu hadisi ile konumuzu tamamlamak istiyorum: "Allah sizin servetinize, şekil ve şemalinize bakmaz, lâkin kalplerinize ve yaptığınız işlere bakar."(15)

KAYNAKLAR :
1- Mevlüt Sarı, Arapça Türkçe Lügat, İst., 1980
2-İmam-ı Gazzâlî,İhyâ-u Ûlûmi`d-Din,(Terc.A.Sedarolğu),Bedir Yayınevi, İst., 1975, c.4, s.680
3- S.S.Nedvi, (Terc.Ali Genceli), Tebliğat ve Talimatı, Sebilü`r-reşad Neşriyat Bürosu, İst.,1970; Asr-ı Saadet, c.4, İst., 1970
4- Kur`ân, 51/56
5- Kur`ân, 39/2-3
6- Kur`ân, 40/14
7- İmam-ı Gazzâlî, İhyâ-u Ûlûmi`d-Din, c.4, s.485
8- Kur`ân, 98/5
9- Kur`ân, 4/146
10- Kur`ân, 40/65
11- Kur`ân, 15/39
12- Ahmet Arif, Tasvir-i Ahlak, Bab`ı Âli, İst., 1314
13- Sahih-i Müslim, Kitabü`l Adab, 26
14- Kar`ân, 4/142
15- Sahih-i Müslim, Kitabü`l Adab, 10



PROF. DR. FİKRET KARAMAN

    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV