BERAT KANDİLİ ve İLAHİ RAHMETİN TECELLİSİ
15 Ağustos 2018 Çarşamba

BERAT KANDİLİ ve İLAHİ RAHMETİN TECELLİSİ

Kameri aylardan Şaban ayının Ondördüncü gününü Onbeşinci gününe bağlayan gece Berat gecesidir. / Prof. Dr. Fikret KARAMAN

12 Haziran 2014 Perşembe 23:40
Bu haber 2183 kez okundu
BERAT KANDİLİ ve İLAHİ RAHMETİN TECELLİSİ
Kameri aylardan Şaban ayının Ondördüncü gününü Onbeşinci gününe bağlayan gece Berat gecesidir.
Berat kavramı, “Beraet” olan arapça menşeli bir kelimenin kısaltılmış şeklidir. Borçtan, yükümlülükten, suç ve cezadan, hastalıktan kurtulmak demektir. Dini anlamda ise “Berat Gecesi” müslümanların Allah’ın affı ve bağışlanması ile günahlardan kurtulması ümit edilen bir gece demektir. Diğer mübarek gün ve gecelerde olduğu gibi Berat kandili de müslümanların derin saygı ve heyecan duydukları bir gecedir. Bu yüzden bu geceye Berat yerine doğrudan “mağfiret” gecesi de denilmiştir.
1- Berat Gecesinin Fazileti:
Hz. Peygamber (a.s) Recep ayına nisbetle Şaban ayında daha fazla oruç tutmuş, özellikle bu ayın 15. gecesini ibadetle geçirmiştir. Nitekim konu hakkında Hz. Aişe (r.a) şöyle bir olay nakletmiştir. Peygamberimiz bir gece kalktı namaz kıldı. Diğer günlerden farklı olarak secdeyi çok uzattı. Başına bir hal geldi sandım. Hemen kalktım elimle vücuduna dokundum. Kımıldadığını görünce tekrar yerime dönüp secdede söylediklerini anlamaya çalıştım. O şöyle dua ediyordu. “Allah’ım, azabından affına, gadabından rızana sığınıyorum, senden yine sana iltica ediyorum. Şanın yücedir. Sana yaptığım senayı senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim.”
Başını kaldırıp namazı bitince: Ya Aişe bu gece hangi gecedir, biliyor musun? buyurdu. Ben, Allah ve Resulu daha iyi bilir dedim. Peygamberimiz; “Bu gece Şabanın 15. gecesidir. Allah bu gece kullarına rahmetiyle tecelli buyurarak af dileyenleri bağışlar, merhamet isteyenlere rahmet eder, içini kin bürümüş olanları ise kendi hallerine bırakır.” buyurdu. (Et-Terğib, c.2.s.119)
Berat kandilinin faziletini te’yid eden başka rivayetler de vardır. Resulullah’ın bu husustaki başka bir müjdesi de şöyledir: “Cenab-ı Hak Şabanın on beşinci gecesi dünya semasında rahmetiyle tecelli eder ve kelb kabilesi koyunlarının kıllarından daha fazla kişiyi bağışlar.” (Tirmizi, Savm, 39)
Diğer bir rivayete göre Hz. Peygamber, Şaban ortasında gece ibadet etmemizi gündüzünde de oruç tutmamızı tavsiye etmiştir. Yüce Allah da o gece kullarına rahmetiyle tecelli ederek, “Yok mu benden af dileyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim. Yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle der” buyurmuştur. (İbn Mâce, İkâme, 191)
2- Kıblenin Değiştirilmesi:
Bu gecenin önemini pekiştiren olaylardan biri de bazı İslam alimlerine göre, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kâbe istikametine hicretin ikinci yılında yani Şabanın 15. gecesinde çevrilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Resulullah Medine’de yaklaşık iki yıl boyunca Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya doğru yönelerek namaz kılıyordu. Fakat onun gönlü, Ka’benin kıble olmasını istiyordu. Çünkü çevrede Yahudiler başta olmak üzere dine saygısı olmayan bazı insanlar: “Muhammed ve adamları, kıblenin neresi olduğunu bilmiyorlar, biz onlara yol gösteriyoruz” diyerek dedi kodu yapıyorlardı. Fakat Resulullah Hz. İbrahim’in yaptığı Ka’be’ye yönelerek ibadet etmek için artık Allah’ın emrini bekliyordu. Nihayet Bedir savaşından iki ay önce bu emir bir öğle veya ikindi namazının vaktinde geldi. “Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu, (gökten haber beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) Elbette seni hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir, nerede olursanız yüzlerinizi o yöne çevirin.” (Bakara, 2/144)
Kıbleden asıl maksat gönlünü Allah’a yöneltmektir. Aslında doğu da, batı da diğer bütün cihetlerde Allah’a aittir. Nitekim daha önce nazil olan bir ayet, nereye yönelirsen Allah’ın Zatı’nın orada bulunduğunu bildirmişti. Kudüs’e veya Kabe’ye yönelmek bir tevhid sembolü idi. Tevhid dinin asıl temsilcisi Hz. İbrahim (a.s)’dır. Çünkü Ka’beyi O yapmıştı. Böylece yahudiliğin, hiristiyanlığın ve müslümanlığın kurucuları olan Peygamberler Hz. İbrahim’in neslinden gelmişlerdi. O halde bu üç dinin atasının, Allah adına yaptığı “Ev”e yönelmek en doğru bir hareket olacaktı. Bu sayede Ka’be de bütün putlardan temizlenip tevhidin odak noktası haline gelecekti. Artık kıblenin Ka’beye çevrilmesiyle İslam’ın güçleneceğinin de işareti sayılıyordu.
3- Kur’an’ın İlk Nüzulu:
Bilindiği üzere Kur’an Ramazan ayında nazil olmaya başlamıştır. Şaban ayı da Ramazan ayına tekaddim eden bir aydır. Cenab-ı Hak Duhan Suresinin ilk ayetlerinde şöyle buyurmaktadır: “Apaçık Kitab’a andolsun ki, Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyız. Her hikmetli emir o gece ayırdedilir.” İslam alimlerinin çoğuna göre burada işaret edilen mübarek gece, kadir gecesidir. Ancak İkrime b. Ebi Cehil’in de dahil olduğu bir grup alim ise, bu ayetlerin Berat gecesine işaret ettiği kanaatindedirler. Berat gecesi levh-i mahfuzdan dünya semasına indiği, kadir gecesinde de ayetlerin peyderpey Hz. Muhammed (a.s)’e gelmeye başladığı şeklinde bir yorum ortaya çıkmaktadır. Nitekim bazı müfessirler de bu görüşü benimsemişlerdir. Ayrıca ayetle işaret edilen mübarek gece, ister kadir gecesi olsun ister Berat gecesi olsun; bazı önemli işlerin ve olayların ayırdedildiği bir zaman dilimi olarak da ifade edilmektedir.
4- Tevbe ve İstiğfar :
Bu gecenin feyiz ve bereketine dahil olan önemli fırsatlardan biri de tevbe ve istiğfarımızı yenilemek ve çoğaltmak olmalıdır. Allah’ın sevgili Resulü günde yetmiş veya yüz defa Allah’a tevbe ve istiğfar ettiğini haber vermektedir. Artık Ramazan ayına adım adım yaklaştığımız şu günlerde Cenab-ı Hak adeta kullarını bağışlamak üzere bu gece için onlara davetiye çıkarmaktadır. Yüce Allah bu sese kulak veren ve tevbe ederek kulluğunun acziyetini idrak eden mü’min kullarını şu ayetle medhü sena etmiştir. “(Bu nimetler) “Ey Rabbimiz! iman ettik; bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!” diyen, sabreden, dürüst olan, huzurunda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah’tan bağış dileyenler (içindir.)” (Al-i İmran, 3/16-17)
Nihayet üç ayların içinde, üçüncü kandil olan Berat gecesine de idrak etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu geceye mahsus olmak üzere farz, vacib ve sünnet derecesinde yerine getirilmesi gereken bir ibadet biçimi yoktur. Ancak böylesine bir kandili isminden de anlaşıldığı gibi kendimiz için bir berat (hata ve yanlışlıklardan kurtulma, uzaklaşma) haline getirmeliyiz. Başta kendi nefsimiz olmak üzere akrabalarımız, dost arkadaş ve bütün insanlarla barış, huzur ve uyum içinde olmaya çalışmalıyız. Çokça Kur’an okumaya, varsa kaza namazlarımızı kılmaya tevbe ve istiğfar etmeye gayret etmeliyiz. Böylece hata ve kusurlarımızdan arınmış olarak mübarek ramazan ayına girmenin mutluluğunu daha iyi şekilde elde edebiliriz.




FİKRETKARAMAN.COM


    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Karakaya baraj gölü üzerindeki, demiryolu köprüsü üzerine yapılması pılanlanan karayolu, faaliyete geçmeli mi ?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV